Hayalini kurduğumuz tek şey deliksiz uykudur.

Emzirmek, meme ucunun acısı, bebeğin kolik olması, gazlı olması hiç önemli değildir. Uykusuzsan hayat zindandır sana. İstersen sorunsuz bir hamilelik ve doğum geçir, bebeğin gazsız ve koliksiz olsun, memelerin süt dolsun, acımadan emzir… eğer uykusuzsan bunların değeri yoktur. Umrunda bile olmaz çünkü algın zayıftır hatta kafan çalışmaz. En olmadık şeylere tepki gösterirsin. Gün gelir herkes düşmandır sana, herkes seni sinir eder. İçten içe bilirsin ama beyninden diline giden yolda bir şeyler olur, saçmalarsın konuşurken çünkü uykun vardır. Göz kapakların ağırlık taşıyormuşçasına sana işkence yapar. Göz altların mor, saçların birbirine karışmış, cildin kurumuş… aynaya bakmak bile içinden gelmiyor. Sen, sen değilsin çünkü!

Geçenlerde bir yarışma programına denk geldim. Şaka programıydı daha doğrusu. Kocası, karısına kamera şakası yapıyor. Benim için en komiği yeni doğum yapmış bu kadının uykusuzluktan dolayı içinde bulunduğu ruh haliydi. Onu öyle iyi anladım ki. Kadın mutsuz, uykusuz, huzursuz. Kocası dışarı çıkarmış ama o ‘uykum var’ diye ağlamaklı. Kocasına ‘biraz da sen bak, sen uykusuz kal’ diyor. Güldüm, çok güldüm. Hepimiz aynı dönemden geçtik. Biri bana gülseydi çok fena girişirdim o ayrı elbette. Anladım ki yeni annenin gerçekten de tek derdi uykusuzluk.

Anne olmak demek uykuya veda etmek demektir.

Anne olmak en son ne zaman deliksiz uyuduğunu unutmak demektir.