Eskiden ilişkiler böyle değildi. İlk tanışmanın, ilk buluşmanın heyecanı, bir anlamı vardı. Onu göreceğiz, onun elini tutacağız diye kalbimiz pır pır atardı. Onu olduğu gibi kabul ederdik, nasıl giyindiğinin, hangi cep telefonunu kullandığının, arabasının pek bir önemi yoktu. El ele tutuşup sinemaya, konsere giderdik. Birbirimize küçük hediyeler alır, kartlar yazardık. Seni aradığı zaman sevinirdin. Çünkü sadece seni aradığını bilirdin. Evden aramasına izin verilmezse, dışarı kaçıp yağmurun altında kulübenin önünde beklerdin, bilirdin seni mutlaka arayacağını.

Sana ve ona ait bir şarkı vardı. Özel anlar yaratılırdı, romantik anlarda o şarkı çalardı ve şaşkınlıkla gözler dolardı… Şarkı sözleri bile farklıydı, duyguluydu, derindi…

Tutku, aşk vardı öpücükler de… Saygı, sadakat, güven doluydu ilişkiler. Muhabbetler belden aşağı değildi, aynı anda birçok kişiyle ilgilenilmezdi, ayıptı…

Şimdi bakıyorum da etrafıma, sosyal medya çıktı olan oldu! Aynı anda beş kişiyle mesajlaşılıyor, önce instagram’dan konuşmaya başlanıyor, sonra messenger ile devam ediliyor. Baktın ki kafana uyuyor diğer alternatiflerle beraber face’den bağlanılıyor. Birbirinin sosyal statüsünü like edip, fotoğraflara yorum yazdıysan iyice yakınlaştın demektir. Artık whatsup’dan birbirine gülücük yollayabilirsin. Biraz daha ilerleyince karşı tarafı, kimseye anlatmadığın sırlarını sadece ona anlattığına ikna etmen gerekiyor. Seni sürekli online gören karşı taraf buna inanıyor mu bilmiyorum.

Tüm bu süreçlerden geçtin ve buluştunuz. Öncelikle masada ellerden telefonun düşmemesi gerekiyor, onunla konuşurken bile bir başkasına mesaj atıp, bir sonraki buluşmayı ayarlamazsan sosyal medya kızar sana.