Dr. Hasan İnsel, Milliyet Cadde’deki köşesinde öfkenin sağlığımızı nasıl etkilediğini yazmış. Günlük yaşantımızın en önemli sorunlarından olan öfkeyi anlamak ve zararlarından korunmak için Dr. Hasan İnsel’in önerilerine bakalım:

Hayatımızda öfkelenmek için binlerce neden var. Trafik kurallarına uymayan sürücülerden, ayakkabınızın altına yapışan sakıza, yemek siparişinin gecikmesinden bilgisayarın bozulmasına birçok olay karşısında öfkelenmek çoğumuz için yaşamın doğal bir parçası gibi. Kuşkusuz herkesin öfkelenme eşiği farklı. Kimimiz bir kıvılcımla patlarken kimimiz için de bardağı taşıran son bir damla vardır.

Öfkenin başarımıza yardımcı olduğunu ve insanların bize saygılı davranmasını sağladığını düşünenler de var. Atasözlerimize de bu ikilem yansımış: “Öfkeyle kalkan zararla oturur”, “Öfke baldan tatlıdır”. Oysa öfke, evliliğimizin bitmesine, işimizi kaybetmemize veya yasal sorunlara neden olabiliyor. Öte yandan öfkenin ruh ve beden sağlığı için ciddi bir tehdit oluşturduğu da biliniyor.

Öfkeyi anlamak
Öfke acaba sadece bir duygu mudur? Böyle düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Aslında hem psikolojik hem de fizyolojik yönleri olan bir durum. Trafikte veya futbol maçı izlerken öfkeye kapıldığınızda sinir sisteminiz bir dizi biyolojik reaksiyonu tetikler, örneğin:

* Kortizol gibi hormonların düzeyi artar,
* Solunum sayısı artar,
* Nabız hızlanır,
* Tansiyon yükselir,
* Kan dolaşımı etkilenir,
* Gözbebekleri genişler,
* Yaralanırsanız kanama olmasın diye kan damarlarınız daralır.

Bunların temel anlamı, vücudunuzun yoğun bir fiziksel aktiviteye hazırlanmak için ‘vites değiştirmesidir’. Yani ‘savaş ya da kaç’ yanıtının ‘savaş’a hazırlık bölümüdür. Stresli bir duruma maruz kaldığımızda vücudumuz savaşmaya ya da kaçmaya hazırlanır. Ancak uzun bir kuyrukta beklerken kontrolsüzce öfkelenmenin vücuda pek bir yararı yok. İşe yaramadığı gibi zararlı da var.