Ergenlik, çocukluktan çıkıp yetişkinliğe adım atmak için gerekli bilgi, beceri ve tutumların kazanıldığı bir geçiş dönemidir. Ailelerin bu dönemde çocuklarıyla iletişime önem vermeleri ve onlarla iletişimlerini koparmamaları gerektiğinin altını çizen Psikolojik Danışman Dolunay Kadıoğlu, ergenlik döneminde yaşanan ruhsal değişimleri detaylarıyla anlattı.

Ergenlik döneminde hormon faaliyetleri sadece beden gelişimini etkilemez, aynı zamanda gencin davranışlarını, duygularının yoğunluğunu ve derinliğini de etkiler. Karamsarlık, nedenli nedensiz ağlamalar, öfke-sevinç, neşe-hüzün, ani fikir değişimleri gibi çelişkili duygular bu dönemin duygusal hareketliliğinin bir sonucudur.

Ergen bireyler ilgi odağı olduğunu zannederler

Fizyolojik değişmelere bağlı olarak ergen fazlasıyla kendine yöneliktir. İlgi odağı olduğuna inanmakta ve gerçekte var olmayan bir ilgiye göre davranmaktadır. Diğer bir deyişle hayali bir seyirci kitlesi yaratmakta ve bu duruma göre tepki vermektedir. Saplantılı bir şekilde çevresindekilerin, kendisinin dış görünüş, davranış ve duyguları ile çok fazla ilgilendiklerini düşünür. Kendini dış dünyadan çekme, kalabalık içinde huzursuzlanma, konuşurken yüzün kızarması ve terleme, insan grupları önünde yaşanan tedirginlik aslında hayali seyirciye olan utanma duygusudur. Hissettiklerini yarattığı hayali seyircinin de aynı yoğunlukta hissettiğine inanan ergenin tepkileri genellikle abartılıdır; hiç kimse onun kadar sevmemiştir ya da kimse onun kadar acı çekmemiştir, ona ait duygular ilk ve tektir. Etrafındakilerin, özellikle yetişkinlerin onu anlamadığını düşünür, bu nedenle de gelen tepkilere direnir, inat eder, gürültücüdür ve abartılı giyinir.