Çimşit, ızgaranın, en doğal ve sonucu en lezzetli balık pişirme şekli olduğunu belirterek, “Izgara yapacağımız balığı kayık tabağa koyup üstüne zeytinyağı dökelim. Izgaraya atmadan önce yağın içinde bir iki kez çevirelim. Balıklar büyükse iki yanına bıçakla çizikler atarsak içinin daha iyi pişmesini sağlarız” dedi.

Balık ızgarada pişerken yanından ayrılınmaması gerektiğine dikkati çeken Çimşit, “Çünkü balıklar çok çabuk pişer. O nedenle balıkları alevli ateşte değil de orta ateşte pişirelim. Kömür ateşi alevli olursa, balığın kuruyup yanmasına, tat ve lezzetinin de kaybolmasına neden olur” diye konuştu.

Derisi yanmadan balığın ızgaradan alınması gerektiğini vurgulayan Çimşit, şöyle devam etti: “Ama içinde de en küçük bir pembelik görülmemesi lazım. Büyük balıklar pişerken içi çatalla kontrol edilebilir. Izgara yapacağınız balığı asla una bulamayın. Balık ateşi, ateş de balığı görecek. Yağsız balıktan ızgara yapılmaz. Izgara yapacağımız balıkların kılçıklarını çıkarmadan pişirirsek çok daha lezzetli olur. Ayrıca balık sıcak yenir. Elleri yakacak kadar. Ateşin üzerinden alınır alınmaz yenmeli, asla bekletilmemeli ve soğutulmamalı.”

Kızartma tavsiyeleri
Çimşit, balık kızartmanın inceliklerini de anlatarak, “Öncelikle balığı tavaya koymadan, yağın uygun sıcaklığa gelmesini beklemeliyiz. Şayet kızgın hale gelmesini beklemeden tavaya dizersek, balıklar yağı çekecek, rengi soluk, eti çok gevşek olacak. Dolayısıyla balıkların görüntüsü kötü, sindirimi de fazla yağ çektiğinden zor olacaktır” dedi.

Kızartma yaparken bir kez yağ kullandığına işaret eden Çimşit, şöyle konuştu: “Hatta tavanın bir yüzüne kullandığım yağı sızdırıp atar, diğer yüzüne de yeni yağ dökerim. Pişen balık kapak yardımı ile tabağa aktarıldıktan sonra tekrar yeni bir tabağa daha aktarılır. İstersek tabağın içine kağıt peçete serip balığı peçetenin üzerine koyabiliriz. Bu sayede kızartma yemekten kaçınan insanlara da kızartmanın zevkini tattırmış oluruz.”