Yaşı ilerledikçe sorumluluk ve öz güven duygusu gelişen çocuklar, ailelerinin de desteği ve doğru yönlendirmesi ile sağlıklı birer birey olma yolunda emin adımlarla ilerlerler. Bu dönemde öz güven sorunu yaşayan çocuklar ise zor anlar yaşar ve ailelerin yardımına büyük ölçüde gereksinim duyarlar. Yrd. Dr. Psikolog Y. Dilek Ertürk, bizlere çocuklarda güven duygusunun gelişimine nasıl katkı sağlayacağımızı anlatıyor.

Bankada yatırım yapmak gibidir güven duygusu. Erken yaşlarda çocuğun hissettiği sevgi, duyusal temasla geçen duygusal haz, güvenli, güvende ve güvenilir hissetmenin anaparasıdır. Bu anapara bireyin tüm yaşantısını etkileyen bir duygudur.

Güven duygusunun temelleri çocuklukta atıldıysa sorun yoktur. Yaşamın ilk iki yılı bu temel duygunun şekillendiği dönemdir. Anne ve bebek arasındaki dokunma, okşama ve gereksinim gidermeye odaklı bire bir yakınlık, ilk beş yılın temelini oluşturur.

Anne sıcaklığıyla, kendini güvende hissetmeyi öğrenen çocuk, üç yaş civarında yeteneklerini keşfetme serüvenine atılır. Üç yaşından sonra çocuklar, çevrelerini anlamak için sorular sormaya ve cevaplar aramaya başlarlar. Küçük keşifleri, kendileri için büyük adımlara dönüşür. Bu maceraları sırasında çevrelerinden alacakları tepkiler özgüvenlerinin belirleyicisi olmaya devam eder. Yapabilmek öz güvenin kar oranını artırmaktadır.

İlkokulla birlikte çocuk, sorumluluk duygusunu da tanımaya başlamıştır. Sadece kendi olmadığı gibi, kendisi gibi başarma arzusu içinde olan diğerleriyle gizli bir kazanç yarışının içine girmeye başlamıştır. Üretme ve başarılı olma isteği, yetişkin dünyasının rekabet savaşlarının ilk göstergesidir. Bu noktada anne-baba kendi yetişkin egosu için, çocuğun özgüveni üzerinden yarışçı ve rekabetçi bir ortam oluşturursa, çocuk şimdiye kadar kazandığı güven duygusunu gözden geçirmeye başlar.