aşk



Yaşamın her alanında hepimiz sürekli bir iletişim ve ilişkiler ağı içindeyiz.Gerek özel gerekse iş yaşamımızda,  başarı ve başarısızlık diye tanımladıklarımız, aslında iletişimdeki başarı ve başarısızlığımızın doğrudan hayatımıza yansımaları.Kurduğumuz tüm ilişkiler ve duygusal ilişkilerimiz, aslında kendimizle kurduğumuz iletişimin ve ilişkinin birer sonucu.İşimizden, arkadaşlarımızdan veya hayat arkadaşımızdan memnun olmak ya da olmamak, ilişkiyi ve iletişimi yönetme becerilerimizden geçiyor.Herkesin ilişki ve iletişimini yönetmek için kuvvetli ve zayıf özellikleri vardır.Bu anlamda çiftlerin birbirlerini ve özellikle iç dünyalarını tanımaları çok önemli.

Birçok çiftin düştüğü en temel hata, karşısındaki kişiyi sevmesi, ona değer vermesine rağmen bunu ifade edemiyor olması.İlişkiyi besleyen ve geliştiren en önemli unsurlardan biri,  olumlu hislerin ifade edilebilmesi ve gösterilebilmesidir.Duygusal ilişkilerde ustalaşabilmek için karşınızdaki insana karşı kırıcı, aşağılayıcı ve yargılayıcı olmamanız en olmazsa olmaz şartlardan.İstemeden bu şekilde davrandığınızda yapılması gereken en önemli şey, hemen bu hatayı onarmak, eşinizin gönlünü almak , daha önemlisi ise, bir daha böylesi bir davranışı asla tekrarlamamak.

İlişkilerin daha mutlu, huzurlu ve uyumlu sürdürülebilmesi için odaklanmamız gereken üç alan var.

 

  1.    Arkadaşlık ve yakınlık kurabilmek
  2.   Tartışmaların yapıcı ve geliştirici olmasını sağlayabilmek
  3.   Birlikte ortak anlam ve amaçlar geliştirebilmek

Bu üç alanı geliştirmek ilişkiyi daha uyumlu ve mutlu sürdürmeye yardım eder.Yapılan bir araştırmaya göre kadınlar, eşlerinin taleplerini karşılamakta çok daha başarılı ve yapıcı. Erkekler ise zorlanan ve bunu yapmamak için mazeretler üreten taraf.Kadınlar son yıllarda bir ilişkiye başlama ve bağlanma konularında daha temkinliler.Bir ilişki yaşamak veya evlenmek eskisi kadar önemli değil kadınlar için.