astroloji kilo verme, astrolojik kilo verme


Evrensel bir bilgi olan astrolojinin, son zamanlarda, deneme-yanılma yoluyla da sınanarak insan sağlığıyla ilgili ana ipuçlarını verebildiği dikkat çekiyor.

İnsan sağlığıyla ilgili güçlü ve zayıf bedensel özelliklerimiz,doğumesnasında, güneş ve yıldızların akıttığı enerji cinsiyle çok yakından ilişkilidir. Örneğin dış ve bedensel görünüşümüzü gösteren doğum haritamızın yükselen çizgisinin altındaki 1. evde her şeyi büyütme ve genişletme özelliği olan Jüpiter gezegenin bulunması, o kişiyi yaşamı boyunca kolay kilo almaya ve şişman olmaya yönlendirecektir.

Bunun tersi olarak, aynı 1. evde genelde kısıtlayıcı ve disiplin verici özellikleri olan Satürn gezegeni bulunuyorsa, o kişi hayatı boyunca ince bir yapıda olacaktır.

Öz burcu, yükseleni veya Ay burcunda kuvvetli Yengeç özellikleri taşıyan bir kişide hormonlar etkilenebilir ve buna bağlı olarak da kilo değişebilir.

Haritamızdaki Yay burcu veya Jüpiter özellikleri, doğaya açılmayla ilgili etkiler verirken, kuvvetli bir Mars etkisi kasları, adaleleri çalıştırır, hareket ve spor için gerekli enerjiyi verir. Neptün’ün ters etkisi alkol, ilaç-madde bağımlılarını ortaya çıkarıp; doğal dengemizi, metabolizmamızı bozmaya yol açabilir.

Doğum anındaki astrolojik burcumuz bize hayat boyunca genel sağlık etkilerinin nasıl olduğunu gösterir. Oysa aslında önemli olan sağlığımızı gösteren 6. evde hangi burcun olduğu ve gezegenlerin ne şekilde yerleştiğidir. Sağlık ve astroloji çok derin bir konu olup, şişmanlık konusunda ne kadar avantajlı veya dezavantajlı olduğumuzu bize gösterebilir. Elbette,astrolojibir uzmanlık konusu olduğu gibi, sağlık astrolojisi de ayrı bir uzmanlık konusudur.Biz eğer astrolojik olarak kilo alma ve biriktirme dönemindeysek, ne kadar gayret edersek edelim yavaş kilo veririz veya kilo verme isteği içimizde belirmez. Enerjilerin büyüme, geliştirme şeklinde aktığı dönemlerde veya örneğin, güneşin Jüpiter’le olumlu açı yaptığı dönemlerde, evrensel mekanizmalar, bizim kendimizi daha tembel hissetmemizi, keyfe ve yemeğe daha düşkün olmamızı sağlar.Bu şöyle olur: Her insanın beyni ve sinir sistemi, çok güçlü bir alıcı ve verici gibi çalışır. Evrensel ve kozmik enerjiler, bizim bu alıcı antenimize (beyin ve sinir sistemimize) öyle bir etki ederler ki, biz o şekilde hisseder ve düşünürüz. İçimizde bu enerjilere uygun olarak var olmaya başlayan düşünceler, bunu madde düzeyine dönüştürecek şekilde davranmamıza ve eyleme geçmemize yol açar.Biz niye bu şekilde davrandığımızı tam olarak bilemeyiz.