aşkk



“Ben herşeyin bir bir yok olmasına o kadar alıştım kiVe her şeyin bir bir varolmasına o kadar alışacağım kiBilirsin neler için çarpmıyor bir yürek…

“Edip CanseverAlışmak; peki ama neye? Yaşadığın yere, oturduğun eve, yaptığın işe, gittiğin yola, baktığın manzaraya… Öyle ya İstanbul boğazı’ nın güzelliğine bile alışmıyor mu insan? Güzelliğe alışmak! Ne demek ki bu? İki anlamı var sanki.. Bir; vazgeçememek güzel olandan, iki; artık heyecanlanmamak, bakıp geçmek ve sıradanlaşması güzel olanın.

İnsanın bağımlılığı mıdır alışması. Alışmak; TDK sözlüğünde hem “Sürekli ister hale gelmek” olarak tanımlanıyor, hem de “Etkisini yitirmek” olarak.

Peki bizimki alışkanlığa dönüştü artık ne demek ki? Hayır iyi mi, kötü mü? Nereye çekelim bu sözü? Alıştıysak bir zamanlar yanıp kavrulduğumuza, sevdiğimize, yarimize; etkisini yitirdi anlamında mı? Yoksa acıya alışmak gibi mi; sevginin artık alışkanlığa dönüşmesi! “Allah dağa taşa ölümü vermiş dayanamamış ama insana vermiş dayanmış.” der eskiler. İnsanın alışma potansiyeli çok mu fazla? Müptelaya yatkınlık insana mı özgü, ne dersiniz?

TDK’ da diğer bir anlamı, “bağlanmak, ısınmak” olarak belirtilmiş alışmanın. Aslında bu anlama sahip çıkmak gerekir, bağlanmak sağlıklı bir ilişki kurma biçimidir, “yanmaya başlamak, tutuşmak” anlamında kullanıldığında ise zorlayıcı bir hal alır alışmak. Bağımlılık düzeyindeki alışkanlıklarımız, bünyeye zarardır, canımızı soğurur. Yaşam destek ünitesi gibi olmaya başlarsa hayatımıza aldığımız kişiler, kayıp bir “ben” den de sözedebiliriz.