Kuşkusuz tüm sağlık sorunlarımız önemlidir. Ancak hayati sıvı dediğimiz kan ile ilgili sorunlar sanırım bir tık daha önem kazanmaktadır yaşamımızda.Tekrar ediyorum, adı üstünde, hayati sıvı yani yaşamın olmazsa olmazı…İşte bunun içindir ki bu konuda tam bilgi sahibi olmamız yararımıza olacaktır. Biz de bunu sağlamak adına Uzm.Dr. Murat Palabıyık’ın aydınlatıcı söylemlerini sizin için aktarıyoruz.

Kişilerin kan grupları neye göre belirlenir, kişinin vücuduna farklı yapıda kan girerse bağışıklık sistemi devreye girer mi?

İnsanların alyuvarlarının üzerinde değişik yapılarda birçok “yüzey antijeni” adını verdiğimiz moleküller bulunur. Bu yüzey antijenlerine değişik isimler verilir. En çok bilinenler A, B ve Rh antijenleridir. Kişilerin kan grupları alyuvarlardaki bu antijen yapılarının hangilerinin bulunduğuna göre belirlenir.

Kan grubu Rh negatif olan kişilerin vücuduna eğer Rh pozitif yapıdaki alyuvarlar girerse bağışıklık sistemi bu hücreyi tanımadığı için düşman kabul eder ve yok etmek için “antikor” dediğimiz molekülleri oluşturur. Bu antikorlara “Anti- Rh” ya da “Anti-D” antikorları adı verilir.

Rh uyuşmazlığında hamilelik sürecinde neler oluyor?

1. Kan grubu Rh negatif olan bir hamile kadının eğer Rh pozitif bir bebeği varsa,

2. Bebeğin Rh pozitif alyuvarları annenin kanına geçerler. Bu geçiş büyük olasılıkla doğum anında olur ve bebek sorunsuz bir şekilde doğar. Ancak geride alyuvarlarını bırakmıştır.

3. Annenin bağışıklık sistemi bebeğin alyuvarlarını yabancı kabul edip parçalamak için bir silah üretir, yani “Anti-Rh”, diğer adıyla “Anti-D” dediğimiz antikorlar anne kanına geçmiş olan bebek eritrositlerini yok ederler.