SONY DSC



Doğum yaptınız, ahlı vahlı son hamilelik günleri geride kaldı. Artık tüm dünya bebeğinizin etrafında dönecek, sizden mutlusu olamayacak diye düşünmüştünüz, ama şimdi kafanız karmakarışık, kendinize güveniniz yerle bir… Loğusalık dönemine hoş geldiniz!

Loğusalık dönemi, annenin vücudunda, özellikle genital ve pelvik organlarda pek çok değişikliğin gerçekleştiği, hamilelik öncesi duruma dönülen oldukça önemli bir dönemdir. Bu dönemde bir kadını nelerin beklediğini Acıbadem Hastanesi Kadın ve Doğum Hastalıkları Uzmanları Doç. Dr. Tolga Ergin ve Dr. Deniz Gökalp’ten öğrendik.

Doğumdan hemen sonraki ilk yedi gün ‘erken loğusalık’ olarak adlandırılır. Erken loğusalığın ilk yirmi dört saati oldukça kritiktir. Rahmin iyice kasılarak toparlanması gerekir ve eğer doğum sonrası kanamayı önleyen bu mekanizma gerektiği gibi çalışmazsa, hayatı tehdit edici kanamalar görülebilir.

Günümüzde azalmakla beraber (yaklaşık on binde bir), doğum sonrası anne ölümlerinin en sık görülme nedeni bu kanamalar ve kanamanın neden olduğu dolaşım bozukluğu ile kalp yetmezliğidir. Bu risk, annede önceden var olan kansızlık, hipertansiyon veya kalp hastalığı, sezaryen (operatif doğum) gibi durumlarda daha da artmaktadır. Bu nedenle annenin doğumdan sonraki ilk 24 saatte kanama miktarını, tansiyon ve nabız değerlerini hastanede takip etmek gerekir. Erken loğusalığın ikinci yedi günlük dönemi ise genital organların (göğüsler, üreme ve boşaltım organları) en hızlı değişikliğe uğradığı günlerdir.

Loğusalık dönemi yeni doğum yapmış annenin, bebeğiyle birlikte hastaneden taburcu olup eve dönerek annelik rolüne alışması açısından ayrıca önem taşır. Loğusa bir kadın olarak önünüzdeki günlerin nasıl geçeceğini, yaşayacağınız fiziksel ve ruhsal değişimleri önceden bilirseniz, her şeyin bir nedeni olduğunu ve geçeceğini anlar, vücudunuzun ve ruhunuzun hamilelikten anneliğe geçişini daha kolay yaşayabilirsiniz. İşte, loğusalıkla ilgili bilmeniz gereken her şey: