hamilelikte stres



Yapılan çalışmalar anne karnındaki bebeklerin çok erken evrelerden itibaren annelerinin stres hormonlarına maruz kalabildiğini gösteriyor. Bu da bebeğin zihinsel gelişimini olumsuz etkilerken bir yandan da erken doğumlara neden olabiliyor.

Stres kavramı, en çok da kentleşmenin oluşması ve büyümesiyle hayatımıza girdi. Kadınların hayatına da iş dünyasına girmeleri ve bununla beraber çocuk ve ev işleri de dahil birçok şeyi bir arada idare edebilme çabalarıyla… Stres içimize girdiğinden beri, kimilerinin bedenine hakim oldu, bu yüzden de stresten kaynaklı birçok fiziksel ve psikolojik hastalık türedi. Doğurganlıklar bile bu yüzden azaldı. Peki insanları mutsuz ve hasta eden, kişilik bozukluklarına bile neden olan adeta bir virüs gibi de tanımlayabileceğimiz stres, masum bir bebeğin büyümesinden sorumlu anne adaylarını nasıl etkiliyor? Doğumuna çok az bir süre kalana kadar çalışan anne adayları kendilerini stresten nasıl koruyabilirler? Anne adaylarının ve anne karnındaki bebeklerin stresten nasıl etkilendiklerini araştırma sonuçlarıyla anlatan Psikolog Ayben Ertem, stresinizi ölçebilmeniz için sizlere ufak bir test de sunuyor.

Hamilelikteki stresin nedenleri

Hamilelikte her kadın için stresin nedenleri farklı olabilir, ancak bazı yaygın nedenleri sıralayabiliriz. Bunlardan en yaygın olanı hamileliğin verdiği sıkıntılardır. Bunlar; mide bulantısı, kabızlık ve sırt ağrısıdır. Hormonlar değiştiğinden duygu durumunda değişiklikler yaşanabilir. Bu duygu durum değişiklikleri stresle baş etmeyi zorlaştırabilir. Bebeği taşıma ve doğumla ilgili endişeler ve üstüne doğumdan sonra bebeğe nasıl bakacağım, hayatım nasıl değişecek gibi endişeler de stres yaratabilir. Eğer çalışan bir kadınsanız o zaman işinizle ilgili stres yaşarsınız. iş sorumluluklarınızı nasıl devredeceksiniz, işe dönene kadar işvereniniz bu durumu nasıl karşılayacak ya da hem iş hem bebek; ikisini birlikte nasıl yürüteceğinizi düşünmek gibi. ..

Özellikle beklenmedik şekilde hamile kalmışsanız bu stres daha , fazla olabilir.

Hafif oranda stres, bu sorumluluklarla baş etmek için biraz da gerekli aslında… İnsanı motive eder ve hamilelikte planlar yapabilmenizi sağlar. Ancak bu stres baş edilemeyecek hale geldiğinde sorun olmaya başlar. Şayet boşanma, aileden birinin ölümü, uzun süreli finansal sorunlar, iş kaybı ya da deprem gibi doğal afetlere bağlıysa hamilelikte daha büyük stres yaratabilir.

Bebek üzerindeki olumsuz etkileri

Yapılan araştırmalara göre, hamilelik sırasında strese maruz kalan kadınların hamileliklerinin 17. haftasından itibaren, doğmamış bebeklerinin beyin gelişimi etkilenebilir. Daha önce hayvanlar üzerinde daha fazla araştırmalar yapılıyordu, ancak 10 yılı aşkın bir süredir insanlar üzerinde de yapılan çalışmalar gösteriyor ki anne karnındaki bebekler çok erken evrelerde annelerinin stres hormon larına maruz kalabiliyor. Yani annenin kortisolü plasentayı aşıp ceninle buluşabiliyor. Imperial College ve Rochester Tıp Merkezi’nde yapılan çalışmalara göre annenin hamileyken yaşadığı stres, plasentada değişiklik yaratıyor ve bu da bebeğin nörogelişimini etkiliyor.

Klinik Endokrinoloji dergisinde çıkan bir çalışmaya göre de, hamilelerdeki çok yüksek stres seviyeleri, bebeğin beyin fonksiyonlarını ve davranışlarını etkiliyor. Başka bir çalışmaya göre de annenin hamilelikteki stresi çocuğun hiperaktif olmasına, duygusal problemler ve davranış bozuklukları göstermesine neden olabiliyor. Yüksek strese maruz kalan kadınlar üzerinde yapılan bir araştırmada doğumların 37. haftadan önce gerçekleştiği tespit edilmiş. Hansen ve arkadaşlarının 2000 yılında yaptığı bir çalışmaya göre, anne adayının, hamileliğin ilk 3 ayında yüksek strese maruz kalması organların yapım aşamasında çocuğun konjenital anormallik ile doğmasında yüzde 50 oranında bir artışa neden olabiliyor. Eğer bu stresin boyutları da çok fazla olursa, ölü doğumlar bile ortaya çıkabiliyor deniyor.

Yapılan iki farklı çalışma daha var: Yüksek strese maruz kalan 8 bin 719 kadın üzerinde yapılan çalışmada 30 hafta stres yaşayan kadınların erken doğum yaptıkları gözlenmiş; ilk çalışmada 34 haftadan önce, ikincide ise 37 haftadan önce doğumlar gerçekleşmiş.
Imperial College’de yapılan bir başka ça-lışmada, hamilelik ve sonrasında takip edilen kadınların çocuklarının 18 aylıkken genel gelişimleri test edilmiş. Basit temel ölçümlerin yapıldığı testte averaj 100 puanmış. Anneleri hamileyken yüksek strese maruz kalan çocuklar 90 puan almış. Imperial College’den Prof. Dr. Glover’a göre stres, çocukların zihinsel gelişiminde belirgin derecede etkili.hamilelikte stres

Stresi yenmek için öneriler

• Stresi azaltmak için ya yaşam stilinizi değiştirebilirsiniz ya da duygusal ve fiziksel olarak hissettiğiniz problemlerle başa çıkmaya çalışabilirsiniz. Başa çıkamayacağınızı düşünüyorsanız, bebeğinizin de sağlığını düşünerek yardım almaktan çekinmeyin.
• Çalışıyorsanız yaşam stilinizi tekrar gözden geçirin. Bunu yaparken yazmak da etkilidir; bir kağıda yazın ve yeni durumunuza göre neleri değiştirmeniz gerektiğini gözden geçirin. Yoğun iş yaşantısı, ev sorumlulukları, seyahatler var ise bunları tekrar gözden geçirmekte yarar var.
• Hamilelik ilerledikçe fizikselolarak da belli bir yük getireceğinden koşturmalı bir yaşam tarzı ve uygunsuz beslenme size göre olmayacaktır. Düzenli bir beslenmenin yanında rdüzenli egzersiz de yapın, yüzün veya yürüyün.
• Kendinize dinlenmek ve sakinleşmek için mutlaka zaman ayırın. Yavaş ve derin bir şekilde diyaframdan nefes alın, bu çok önemli! Vücudunuzu raatlatmak için, mümkünse masaj yaptırın, iyi uyku almakta zorlanıyorsanız yatmadan önce hareketlerinden faydalanabilirsiniz.
• Biofeedback , stresle mücadelede oldukça etkili bir yöntemdir. Biofeedback’in depresif duygu durumunu ve stresten kaynaklanan anksiyeteyi düzelttiği, akut strese maruz kalan kişilerde genel duygusal sağlığı düzelttiği yapılan çalışmalarda belirtilmiştir. Biofeedback, stres altında olan hamile kadınların stresini azaltmada ya da ortadan kaldırmada faydalı olabilir. Birçok ders kitabında ve yayınlarda stres ile baş etme yöntemleri içerisinde biofeedback’in etkili olduğuna dair ampirik araştırmalar bulundu-ğundan bahsediimiştir. Biofeedback yöntemini uygulamak için günümüzde GSR2 yöntemi uygulanıyor. Vücudunuzun gerginliğe ve strese verdiği tepkinin temel yollarından biri de deridir. Bilim adamları buna galvanik deri rezistansı (GSR) diyorlar. GSR, sempatik sinir sistemi tarafından kontrol edilen ter bezi aktivitesindeki ve gözeneklerin hacmindeki değişkenliklerin refleksiyonudur. Heyecanlandığınız, korktuğunuz ya da herhangi bir şeyden rahatsızlık duyduğunuzda sistem bütün vücudunuzdaki kimyasal ve fiziksel değişiklikleri aktive eder. Galvanik deri rezistans seviyeniz de değişmiş olur. Gevşemiş ve sakin olduğunuz zaman deri rezistansınız artar. Gergin olduğunuz zaman deri rezistansınız düşer. Stresi azaltmak için üretilen ve geliştirilen GSR2 ekipmanı, parmak bağlantısı vasıtasıyla strese girdiğiniz andaki ter bezi aktivitesini ölçüyor ve bu ölçümlemeyi görüp değiştirmenize de olanak sağlıyor.

Strese ne kadar yatkın olduğunuzu test edin!

Aşağıdaki soruları cevaplayın ve puanınızı hesaplayın. Soruları her zaman doğru ile hiçbir zaman doğru değil ölçeği içerisinde cevaplayın. Puanlamayı şuna göre yapın: Çok sıklıkla 4, Epeyce Sıklıkla 3, Bazen 2, Hemen hemen hiç 1, Hiçbir zaman 0
Not: 4-5 ve 7 numaralı sorular pozitif yönelimli olduğu için tersten puanlanır. Bu soruları cevaplarken puanlamayı şuna göre yapın:
Çok sıklıkla- 0 , Epeyce Sıklıkla-I, Bazen- 2, Hemen hemen hiç- 3, Hiçbir zaman-4

S1: Beklenmedik bir şeyolduğunda çok üzülürüm
S2: Önemli bazı şeyleri artık kontrol edemediğimi hissediyorum.
S3: Sinirli ve gerginim.
S4: Kişisel problemlerimi halletmekle ilgili kendime güvenim var.
S5: İşlerin istediğim gibi gittiğini hissediyorum.
S6: Yapmak zorunda olduğum şeylerle artık baş edemediği mi hissediyorum.
S7: Kızgınlıklarımı kontrol edebiliyorum.
S8: Bütün yükün bende olduğunu hissediyorum.
S9: Benim kontrolüm dışında olan şeylere de sinirlenebiliyorum.
S10: Sıkıntıların çok biriktiğini ve artık bunlarla başa çıkamayacağımı hissediyorum.