Klinikte çalışan pek çok hekim için depresyon tedavisi ve özellikle gebelikte depresyona yaklaşım önemli bir konudur. Bu alanda Kıymet Yeşilçiçek Çalık ve Songül Aktaş’taş tarafından Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar Dergisi’de yayımlanan oldukça değerli bir çalışmayı sizler için bebeksayfasi.com’da paylaşıyoruz.

Gebelikte Depresyon: Sıklık, Risk Faktörleri ve Tedavisi Kıymet Yeşilçiçek Çalık, Songül Aktaş

Tüm dünyada sık görülen önemli bir ruh sağlığı sorunu olan depresyon, insanın işlevselliğini, yaratıcılığını, mutluluğunu ve doyumunu engelleyerek yaşam kalitesini düşürmekte ve işgücü kayıplarına yol açmaktadır. Uluslararası çalışmalar depresyonun büyük çoğunluğunun gebelik, doğum, lohusalık gibi doğurganlık süreçlerini içine alan 18-44 yaş aralığındaki kadınlarda görüldüğünü belirtmektedir. Bu süreçlerden gebelik, kadınlar için doğal bir yaşam olayı olmanın yanısıra önemli biyolojik ve psikososyal değişimlerin yaşandığı kaygı ve stres oluşturabilecek birçok etkenle karşılaşma riskinin de yüksek olduğu bir dönemdir. Geçmiş yıllarda gebelik ‘‘psikiyatrik bozukluklar için koruyucu bir dönem’’ olarak görülürken, günümüzde bu görüş kabul görmemektedir. Çünkü kadınlar gebeliği neşe, doyum, olgunluk, kendini gerçekleştirme ve mutluluk kaynağı olarak algıladığı gibi; stres, endişe, kaygılı bekleyiş, üzerinde aşırı bir yüklenme gibi olumsuz ruhsal duygulanımların da yaşanabileceği bir dönem olarak da görebilmektedir. Gebelik, kadınların yaşamında yüksek etki gösteren stres dönemidir ve sıklıkla endişe ve depresyonla birleşmektedir. Gebelik depresyonu fetüsü ve annenin iyilik halini olumsuz etkilemesi ve postpartum depresyona zemin hazırlaması nedeniyle üzerinde önemle durulması ve erken tanı koyulup tedavi edilmesi gereken bir sorundur. Bu yazıda, gebelikte görülen depresyonun tanımlanmasını, anneye ve fetüsa getireceği riskleri, korunma, tedavisi kısaca gözden geçirilmesi amaçlanmıştır.