Bu hafta bambaşka bir konuda yazmayı planlarken bir fotoğraf çıktı karşıma. Sektördeki en eski arkadaşlarımdan birisi, Ece Erken instagram hesabından çok masum bir fotoğraf paylaşmıştı. Yerde yatan güzel bir köpeği severken çekilmiş fotoğrafını gördüğümde yüzümde oluşan tebessüm altına yazılan yorumları okuyunca yerini çatık kaşlara bıraktı.

Bilindiği üzere Ece bir bebek bekliyor. Kendisinin de Angel isminde dünya şekeri bir köpeği var ve dolayısıyla hayvanlarla yakın temastan çekinmeyen birisi. Ancak fotoğraf altına yazılanlara bakılırsa hala hayvanları zararlı olarak görme konusunu aşabilmiş değiliz.

“Hamileyken tüylü hayvanlardan uzak dur, tüylerinden hastalık geçer” diyen mi ararsınız “köpek nefesi çok tehlikeli” diyen mi? Fotoğraf altına yazılan yorumları okuyunca “yok artık” dememek mümkün değil.

Hurafeleri çok seviyoruz milletçe. Hele hamileleri korkutmaya bayılıyoruz.

Öncelikle bu yazıyı haybeden yazmıyorum. Hamileliğini evde 2 kedi, radyoda bir köpekle geçirmiş ve sağlıklı bir şekilde 39. haftanın sonunda doğum yapmış birisi olarak yazıyorum.

Özellikle kediler hamilelik konusunda çok sabıkalı. Bu toksoplazma olayı benim aklıma “Trainspotting” filmindeki bir sahneden sonra yer etmişti. 10 senedir kedilerle yaşayan birisi olarak hamile kalmadan önce toksoplazma testi yaptırdım. Toksoplazma geçirmemiştim. Buna rağmen ne evdeki kedilerimden ne radyodaki köpeğimizden herhangi bir hastalık kapmadım. Doktorum Burçak Erzik toksoplazma geçirsem bile bunun tekrar edebilen bir enfeksiyon olduğunu söyledi. Yani test yaptırmış olmanız ve geçirmiş olmanız size bağışıklık kazandırmıyor. Ancak doktorum “evdeki kediyi sevmekten zarar gelmez, sadece hamilelik sürecinde kumlarını sen temizleme” demişti.