Yıllar önce kadınların göl, nehir ve deniz kenarlarında tesadüfen doğum yaptıkları ve bunun da doğum sancılarını sakinleştirici bir özelliği olduğu bilinen bir gerçektir. Yapılan araştırmalar neticesinde, 1991 yılında suda doğum uygulamasına resmi olarak gidilmiştir. Günümüzde ise suda doğum uygulamaları daha çok İngiltere, Amerika ve Fransa’da uygulanmakta ve rağbet görmektedir. Bu ülkelerde suda doğum için açılmış birtakım özel klinikler vardır.

Suda doğum yöntemini uygulayan anne adaylarının, suyun doğum sancılarına iyi geldiğinin, kasları gevşetici bir etkisi olduğunun ve normal doğuma göre daha kolay bir doğurma sürecinin olduğundan özellikle bahsetmektedirler.

Uzmanlar tarafından yapılan bazı araştırmalar suda doğumun normal doğuma göre daha fazla doğum kanalı yırtıklarını meydana getirebileceğini iddia ederken, bunun tam tersini ispat eden çalışmalar da şüphesiz ki vardır.

Suda doğumda dikkate alınması gereken noktalar ve tedbirler elbette vardır. Örneğin; son derece sağlıklı kuvet ya da havuz ayarlanarak suyun sıcaklık derecesi 37 olmalıdır. Çünkü aşırı sıcaklık durumunda kan dolaşımında değişikler ve ani tansiyon düşüklüğü vb. durumlar ortaya çıkabilir. Bu da anne ve bebeğin hayatını riske atacaktır. Ayrıca enfeksiyon olasılığı oldukça fazla ve bebek açısından risklidir. Annenin suya karışan kan ve dışkısı her ne kadar temizlense bile artık pislik sudan tam olarak arındırılamamakta ve bebeğe zarar verebilme olasılığı yadsınamayacak kadar yüksektir. Bunların yanında, annenin su içerisinde terlemesine bağlı sıvı kaybı daha fazla görünmekte ve su içerisinde moniterize etmek güç olduğundan bebeğin kalp atışlarına da takip etmek zorlaşacaktır.