doğum çantası



Sevgili Okuyucu,

Geçen Pazar, tam da onu beklediğimiz günde aramıza katıldı sevgili Çınar. Bakın hastane çantam için ne yazmıştım o gelmeden.

Doğum hikayemi de yazacağım söz. Şimdilik çantamın 1 hafta önceki hikayesi…

Ben koşsam da, o benden hızlı koşuyor sevgili okur. Zaman senden hızlı akan nehir gibi.

İlk bulantısını hissettiğim haftadan bu yana 39 haftalık oldu içimdeki koca sevgi. Artık buluşmanın eşiğine geldik. Hazırlık evresine alışmışken, bir adım atıp öte tarafa geçmek geriyor insanı, daha önce geçtiysen bile o eşikten.

Ben de bir sporcunun müsabakaya hazırlandığı gibi hazırlanıyorum o güne. Fiziken ve ruhen. Büyük güne demek istemiyorum, çünkü sen doğum yapacağın günü büyüttükçe, gerçekleştirilmesi daha da zorlu bir görev haline geliyor bu iş.

Kendimi şımartmamak için, tarladaki hemcinsimi örnek alıyorum kendime. O, işini yaparken büyük bir sükunetle doğuruyor çocuğunu. Epiduralsiz, suni sancısız, tantanasız. Bunlara erişimin yoksa, ihtiyacın da olmuyor sanki. Ben demiyorum Hypnobirthing diyor vallahi.

“Abartmadan yap bu işi, kolay olacak,” diyor yani. Ama ağırdan da almadan. Farkında olmadan almışım ben bu haftaya kadar. Artık doğum çantasını hazırlama vakti.