“Erken çocukluk dönemi” çocuğun gelişiminde, kişiliğinin oturmasında, sağlıklı bir birey olarak yetişmesinde temel yapı taşlarının atıldığı kritik bir dönemdir. Çocuk yedi yaşında okula başladığında gelişiminin büyük bir kısmı tamamlamış oluyor ve eğitim için çok geç.” diyen Pedagog Sevil Gümüş konuyla ilgili merak edilenleri anlatıyor.

Eğitim, doğumla başlayıp hayat boyu devam eden bir süreçtir. Hayat boyu sürecek öğrenmenin temelleri ise ilk altı yaşta, yani erken çocukluk döneminde atılır. Bu dönemde çocuklara iyi eğitim verilmesi ve olumlu çevre şartları sunulması çocuğun fiziksel, zihinsel, duygusal, sosyal gelişimini desteklemede çok önemli rol oynar. Erken çocukluk eğitimi ilk olarak aile de başlar. Pedagog Sevil Gümüş şöyle devam ediyor: "Aileden sonra, okul öncesi eğitim kurumları çocuğu toplumsal yaşama hazırlamada aileyi desteklemektedir. Okul öncesi eğitim kurumları, çalışan anne babaya destek olup çocuk bakıcılığı görevinin üstlendiği bir yer değil; çocukların fiziksel, sosyal, duygusal ve bilimsel gelişimlerini en sağlıklı şekilde geçirmesini, onları gelecek eğitim basamaklarına hazırlamayı, kendini ifade eden, yaratıcı yönlerini ve becerilerini ortaya koyan sosyal bir birey olarak yetişmesini ve aileyi okul öncesi eğitimi konusunda bilgilendirmeyi amaçlayan eğitim kurumlarıdır. UNICEF, okulöncesi eğitim kurumlarını "yaşama en iyi başlangıç" yeri olarak görüyor ve çocuklar için yaşamsal önemde olan bu dönemeçte, onlara eşit haklar verilmesi gerektiğini savunuyor.

Okul öncesi eğitimin önemi Okul öncesi eğitimin önemi

Türkiye'de tablo vahim

Türkiye'de okulöncesi eğitime baktığımızda eğitim düzeyi, az gelişmiş ülkeler seviyesinde olduğu görülüyor. Dünya da 3-5 yaşlarında erken çocukluk eğitimi alanların oranlarına bakıldığında, ekonomik açıdan çok benzetildiğimiz Meksika'da yüzde 70; Fas'ta yüzde 34, Ürdün' de yüzde 27; Doğu Avrupa ülkelerinde en az 50; üye olmak istediğimiz AB ülkelerin her birinde bu oran % 100'e yakın! İstatiskler çok iç açıcı değil. Türkiye'de 100 çocuktan 85'i okulöncesi eğitim almıyor ve bu eğitimi alan %15'lik oranın çoğu ise eğitimli ailelerin çocuklarından oluşmakta. Anasınıfı dışındaki kurumların büyük kentlerde ve ücretli olması, her çocuğun erken çocukluk eğitim hakkından yararlanamadığını açıkça göstermektedir. Türkiye'de okulöncesi eğitim kurumlarının yetersizliğinin yanında eğitim kalitesi problemi de vardır. Araştırmalar, mevcut kurumların niteliklerinin farklılık gösterdiğini ve ülkemizdeki eğitim amaçlı kurumların sayılarının, çocuk bakım amaçlı olanlardan daha az olduğu saptamıştır.

Okul öncesi eğitimin önemi Okul öncesi eğitimin önemi

Pedagog Sevil Gümüş, şöyle diyor: "Bu örneklerden de anlaşılacağı gibi Türkiye de okulöncesi eğitim yetersizdir. Bunun nedeni erken çocukluk eğitimi bilincinin, çocuğun gelişiminde ne kadar önemli rol oynadığının yeterince anlaşılamamış olmasıdır. Oysa yurtiçi ve yurtdışında yapılan araştırmalar erken yaşların çocuğun; zeka, kişilik ve sosyal gelişiminde kritik bir dönem olduğunu ve bu yaşlardaki ihmalin sonraki dönemleri de etkilediğini vurgulamaktadır. Çocuğun ihtiyaçlarının bu dönemde gerektiği gibi karşılanmaması durumunda, çocuğun gelecekteki hayatında davranış problemlerine, zihinsel ve fiziksel geriliğe neden olabilir. Dilin edinimi ve gelişimi konusunda çalışan dil bilimciler de özellikle okul öncesi yılların dilin kazanılması bakımından çok önemli olduğu vurgulamaktadır."

Okul öncesi eğitimin önemi Okul öncesi eğitimin önemi

Beyin gelişimini destekliyor

Araştırmalar şöyle diyor: Erken çocukluk eğitimi beynin gelişimi için de çok kritik bir dönem. Araştırmalar beyin gelişiminin en önemli kısmının ilk 6 yıl içinde gerçekleştiğini göstermektedir. 3-6 yaş nöronlar arasındaki bağlantıların en üst seviyede gerçekleştiği dönemdir. Bir bebek 3 yaşına geldiğinde, beyninin fiziksel büyümesinin % 90'ı tamamlanmıştır. Çocukluk tecrübeleri beynin çalışan devrelerinde hangi hücrelerin kullanılacağında belirgindir. Çocukluk döneminin geçtiği yaşam ve çevre koşulları beyin işlevselliğini olumlu veya olumsuz etkilediği, oyun oynamayan ve çok az dokunulan çocuklarda beyin gelişiminin akranlarından %20-30 daha az olduğu kanıtlanmıştır. Bu yüzden çocuklara erken yaşlarda karmaşık algılama ve fiziksel deneyimler için fırsatlar sunmak, ileriki yaşlardaki değişik öğrenme becerilerinin gelişimine olumlu yönde etki eder. Hatta böyle olanakların sağlanması erken beslenme bozukluklarına bağlı eksiklikleri telafi edebilir ya da en azından bir kısmını giderebilir

Okul öncesi eğitimin önemi Okul öncesi eğitimin önemi

Okulöncesi eğitimin çocuğun gelişimindeki etkisi üzerine yapılan araştırmalar erken çocukluk eğitiminin olumlu etkisini kanıtlamaktadır. Erken çocukluk eğitimi sadece çocuğa değil, aileye, topluma ve ekonomiye yüksek gelir sağlayan, fakat maliyeti küçük yatırımlardır. Pedagog Sevil Gümüş AÇEV'in bir araştırmasından söz ederek şöyle diyor: Çocukların uzun vadede daha üretken, daha yaratıcı, sorun çözmede daha yetkin olmalarını sağlar. Dilsel, zihinsel, fiziksel, sosyal ve duygusal açıdan gelişmiş çocuklar okula hazır olurlar ve daha rahat uyum sağlarlar.Böylelikle ilköğretim kalitesi yükselir. Okula hazır çocukların sınıfta kalma ve okulu terk etme oranları düşer, bu da maliyetleri azaltır. Toplumdaki vasıflı çalışan sayısı artar, yükselen üretim ekonomik yarar getirir. Toplumda suç oranları düşer. Sosyo-ekonomik ve cinsiyete dayalı eşitsizliklerin etkisi hafifler. Kadınların işgücüne katılımlarını, ayrıca çalışma verimliliklerini artırır. Sağlıklı ve iyi beslenen çocukların ölüm oranları düşer. Köyden kente göçün getirdiği sorunların çözümünde katkıda bulunur.

Okul öncesi eğitimin önemi Okul öncesi eğitimin önemi