Disleksi; bir tür öğrenme bozukluğudur. Bunun sebebi ise zeka geriliği değildir. Aksine disleksisi olan çocukların bazı özel alanlarda yetenekleri göz kamaştıracak kadar iyi olabiliyor. Yani bu hastalığa sahip çocuklar harfleri ters görüyor, rakamları şekillere benzetiyor ve derslerinde bir türlü başarılı olamıyor. Bu şekilde başarısız olup da yıllar sonra dahi olarak nitelendirilen insanlar olduğunu da belirtmiştik. Şimdi de size o dâhilerin hayatlarından minik kesitler sunuyoruz.

ALBERT EİNSTEİN

4 yaşında konuşmaya başladı. Çok yavaş konuşuyordu. Bu durum 9 yaşına kadar sürdü. Anne ve babası zihinsel engeli olduğunu düşünüp, üzülüyorlardı. Daha sonra ne mi oldu? Üniversiteyi kazanamadı. Zaten tüm okul hayatı boyunca okulun, eğitimin çok gereksiz hatta zaman zaman saçma olduğunu söylüyordu. Tembel ve başarısız olduğunu söylememize gerek yok sanırım. O bir disleksi hastasıydı yani öğrenme bozukluğu yaşıyordu. Rakamlar harfler ona dans eden varlıklar gibi geliyor öğrenmekte güçlük çekiyordu.

LEONARDO DA VİNCİ

Okuma yazma sorunu yaşıyordu. Disleksi hastasıydı.

CHARLES DARWİN

Darwin annesinden botanikle ilgili çok fazla şey öğrendi. 8 yaşına geldiğinde bitkilerin gizli dünyasını çoktan keşfetmişti. Babası, abisiyle birlikte çalışmaları için evlerinin bodrum katını kimya laboratuvarı yapmaları için oğullarına ayırmıştı. Okul hayatında başarısızdı ve o da okulun gereksiz ve saçma olduğunu düşünüyordu.

PİCASSO

7 rakamını hiç anlayamadı, onu amcasının ters dönmüş burnuna benzetiyordu. O bir disleksi hastasıydı.

SALVADOR DALİ

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu yaşıyordu. Sonuç: Dünyanın belli başlı ressamlarından biri.

ALEXSANDER GRAHAM BELL

Dikkat problemi vardı. Graham da disleksi hastasıydı. Sonuç: Telgraf ve telefonu icat etti.

AGATHA CHRİSTİE

Çocukken okuyup yazamıyordu.

THOMAS EDİSON

Alfabeyi okuyamıyordu.

WALT DİSNEY

Harflerle arası hiçbir zaman iyi olmadı. Bu sebeple kendini karikatürlerle ifade edebildi.

Şimdi bir kez daha düşünmek için yeni fikirleriniz var. Hepimiz çocuğumuzun okul hayatında başarılara imza atmasını isteriz. Ama gözden kaçırdığımız şey, bazıları dünyaya bizden çok daha farklı gözle bakarlar. Öyle farklı bir bakış açıları vardır ki anlamakta zorluk çekeriz. Eğer çocuğunuz diğer çocuklardan farklı ise ona kızmak, hayıflanmak, basmakalıp düzene uydurmak için hem kendinizi hırpalamak hem dünyalar tatlınızı hırpalamak yerine baktığınız pencereyi değiştirmek çok yerinde olmaz mı? Yeni ufuklara yelken açmak sizi heyecanlandırmaz mı? Her çocuk bir diğerinin benzeri başarıyı taşımak zorunda değil. Aynı olmayanı ötekileştirmemek gerek, kim bilir belki de hiç açmayacağınızı düşündüğünüz çiçek bir gün dünyanın en kıymetli çiçeği olacaktır.