crying-baby-009Son yıllarda yeni doğan bebeklerde en sık rastlanan sağlık problemlerinden biri olan kolik hastalığının öne çıktığını söyleyen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü Doç. Dr. Ahmet Demir, bebeği devamlı ağlayan ebeveynlere tavsiyelerde bulundu…

Kesin nedeni tam olarak saptanamayan kolik sebebiyle bebekler, saatlerce ağlayabilirken anne babalar da endişeye kapılabiliyor. Koliğin ana belirtisi ağlama krizleridir.

Kolik hastalığının kesin nedeni bilinmemekle birlikte bebeğin sinir ve bağırsak sisteminin tam olgunlaşmaması ya da gelişmekte olmasından kaynaklanabiliyor. Ayrıca annenin sigara içmesi, yaşının ileri olması ve ilk bebek olma durumu diğer risk faktörleri arasında yer almaktadır. İnek sütü, protein alerjisi ve diğer alerjiler de koliğe yol açtığı düşünülmektedir.

KOLİĞİN ANA BELİRTİSİ AĞLAMA KRİZLERİ

Koliğin ana belirtisi ağlama krizleridir. 3 aydan küçük bir bebekte durdurulamayan ağlama krizleri günde en az 3 saat sürebilir, bu haftada 3 gün ve ayda 3 haftaya yayılabilir. Genelde bu bebekler, akşam saatlerinde ve hemen hemen aynı saatlerde ağlarlar. Ağlama sırasında yüzleri kızarır, karınları belirgin olarak şiştir ve bacaklarını karınlarına doğru çekerler. Bazen kendilerini arkaya doğru atar gibi bazen ellerini yumruk yaparak, bazen de bacaklarını tekme atar gibi hareketler yaparak ağlayabilirler.

TEDAVİYE ANNE VE BEBEĞİN BESLENME PROGRAMINDAN BAŞLANMALI

Kolik genelde 4. aya doğru düzelir fakat birçok tedavi yöntemi vardır. Anne sütü ile beslenen bebeklerde annenin diyetinin düzenlenmesi, mama ile beslenen bebeklerde uygun mamaların seçilmesi, ilaç tedavisi (Gerekmedikçe kullanılmamalıdır), probiyotikler (Faydalı bazı bakteriler kullanılabilir), bitki özleri, el yordamıyla tedavi ve masaj yapılabilir.
Kolik bebeklerde kalıcı bir hasara yol açmaz. Ancak infantil kolik adı verilen türdeki ağlama krizleri olan bebekler, en az bir kez doktor muayenesinden geçmeli ve başka bir hastalık nedeni ile ağlamadıkları kanıtlanmalıdır. Bebekte kilo alamama, halsizlik, kusma, ishal, ateş, isteksizlik veya kabızlık yoksa genelde herhangi bir tetkike gerek yoktur.