yaramaz



Bir çok anne-baba çocukların doğumundan itibaren onları gözlemlerken , çocukların gösterdiği herhangi bir aşırı davranış karşısında ilerisi için çocukları adına endişe duyabilmektedir.

Bebekliğinde az uyuyan çocuklar, yürümeye başlamasıyla ev içerisindeki tüm kapalı dolap ve çekmeceleri karıştıran, masa ve sehpaların üzerindeki eşyaları kırabilen,bir yabancının evine gidilirken ev sahiplerini rahatsız etme endişesi duymaya sebep olan, çoğu zaman kendi için tehlikeli olabilecek davranışlarda bulunan ve sık sık kendini yaralayan kısaca dur ya da hayır denilince durmayan çocuklar yetişkinler tarafından “yaramaz çocuk” olarak etiketlenmektedir. Halbuki bu tür davranışlardaki aşırılıkların çocukta olması ya da olmaması çocuğun sahip olduğu ve değişmeyen bir özellikten çok , çocuğun dünyayı keşfetme ve varlığını gösterme stratejileri ve anne-babanın bu stratejiler karşısında takındığı tutumla ilgilidir.

Yaramazlık ile hiperaktivite aynı şey mi?

Bu karmaşa , herhangi bir bozukluğu olmayan çocukların “hiperaktif” diye etiketlenmesine ya da Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuğun büyüyünce düzelir diye düşünülerek tedavisinin geç kalınmasına ve giderek artan cezalandırmalara dolayısıyla ciddi sorunlara sebep olmaktadır.

Hiperaktivite, çocuğun mizacı ve anne –baba tutumuyla şekillenmez . Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu şeklinde isimlendirilen bozukluk ,çocuğun beyin işleyişindeki kimyasal farklılıkla ilgilidir ,kısaca organik bir bozukluktur .Fakat kendini davranışsal aşırılıklarla gösterdiği için çoğu zaman sıradan hareketlilikle karıştırılmaktadır. Oysa ki DEHB olan çocuklar çok daha dürtüseldir, yapmak istediklerini hiçbir koşulda erteleyemez ,sırasını bekleyemez, konuşulanı dinleyemez , amaca yönelik olmayan bir hareketlilikleri vardır ve çoğunlukla bu tabloya belirgin bir dikkat bozukluğu ve dolayısıyla unutkanlık , akademik başarısızlık , eşlik eder.