çocuk ve teknoloji



Tamam, bu çağın çocukları biraz farklı. Ellerinde telefon, tablet, dizlerinde bilgisayar düşmüyor. Onlarsız yapamıyor, her daim eksikliklerini hissediyorlar. Ama, değil bizimle, akranlarıyla bile konuşamıyorlar. Bizim gibi 30’lu yaşlarda teknoloji ile tanışan nesildeki anne babalarının aksine hayatlarının her alanında bir teknolojik alet var. Sınıflarında akıllı tahta, önlerinde tablet, teneffüste cep telefonu, evde arkadaşlarıyla bir araya geldiklerinde ya DVD’lerde film seyrediyor, ya da Playstation’un başına geçiyorlar. Aralarında konuşma yok denecek kadar az. Kullandıkları kelime sayısı iddia ediyorum 50’yi geçmez. Onlar da, “Tamam kanka, oğlum, kızım, ne yapıyorsun ya, oleyy, ..vs” den ibaret.

Yalnız kaldıklarında ellerindeki parmaklar mesaj yazmaktan dolama çıkaracak gibi. Gözleri bilgisayara bakmaktan kıpkırmızı oluyor. Hadi evde bunları sınırladık, ama çocukların bulunduğu tüm ortamlar teknoloji ile donatılıyor. Bakınız Fatih Projesi ile binlerce okula tablet gönderiliyor, akıllı tahtalarla sınıflar doluyor. Üniversiteler bile uzaktan eğitime geçiyor.

Bütün bunlar iyi de duygular, iletişim, temas, dokunma, gözlerinin içine bakarak konuşma nerede kalıyor? Eski kafalı mıyım neyim ama bunlar bana aşırı geliyor. Ne olursa olsun, kim ne derse desin ben çocukluğumdaki arkadaşlıkları, dertleşmeyi, birlikte eğlenmeyi, hoplayıp, zıplamayı görmek istiyorum çocuğumda. Oğlumun saatlerce bir yere odaklanarak kalmasını, yazmaktan parmaklarının acımasını istemiyorum. Bir ekran başına onlarca ergenin toplanmasına pek sıcak bakamıyorum. Ne bileyim sanki insanlık elden gidiyor gibi geliyor. Duygularımızı o teknolojik aletler elimizden yavaş yavaş alıyor diye düşünmeden edemiyorum kendimi.