Psikanaliz psikoloji bilinçaltı Freud Freud kuramları


Psikanaliz, bilinçaltının sırlarına ulaşmamıza yardım etmesi bakımından,şimdiye dek bilinmedik bir araştırma alanı açmış olmasına rağmen, günlük yaşamımızın acil sorunlarından pek azını çözebilmiştir. Gene de psikanaliz, çocuğun gizli yaşamından devşirilecek katkıları değerlendirmemize yardımcı olabilir. Psikanaliz,psikolojinin bir zamanlar aşılmaz, geçilmez belirlediği bir sınırı delip geçmiş, bilincin kabuğunu çatlatmıştır.

Psikanaliz, bilinçaltının okyanusunu iskandil etmiş olmasaydı, çocuk zihninin, insan sorunlarının daha derinden anlaşılmasına yardım etmesi olanağı da beliremeyecekti. Bilindiği üzere psikanaliz, başlangıçta bir tıp dalıydı. Ruhsal rahatsızlıkların tedavisinde kullanılan yeni bir teknikti. Bilinçaltının insan davranışları üzerindeki gücünü keşfederek parlak bir başarı sağlamıştı. Bilinçaltına dalarak ve ruhsal tepkileri son derece önemli, gizli birtakım etkenlere ışık tutacak biçimde inceleyerek,eski görüşleri alaşağı etmişti.

Bu ruhsal tepkiler uçsuz bucaksız ve bilinmedik, ama aynı zamanda kişinin alın yazısıyla iç içe geçmiş bir dünyanın varlığını haber veriyordu. Ama psikanaliz, bu bilinmedik dünyada keşfe çıkmayı başaramadı. Eski Yunan gemilerinin yelkenlerini söndüren ön yargıya benzer bir ön yargı,Freud’un patolojik vakalar yerine normal halleri incelemesine engel oldu.

Geçen yüzyılda Charcot adlı bir psikiyatr, bilinçaltını keşfetmişti.Ağır psişik hastalıklar ve benzeri olağanüstü hallerde bilinçaltının,yer kabuğunu yırtan bir volkanın lavları gibi ortaya saçıldığı saptandı. Bilinçaltıyla bireyin bilinçli hali arasındaki garip zıtlıklar, sadece hastalığın arazı olarak kabul ediliyordu. Freud,bu keşfi daha da ileriye götürdü. Gelişkin bir tekniğe başvurarak bilinçaltına dalabilme yolunu bulduysa da sırf anormal vaka ve hallere çakılıp kaldı. Aramızdan kaç sağlıklı insan kalkıp gönüllü olarak kendini o acılı psikanaliz testlerine, ruhun bir çeşit ameliyatı demek olan o sıkıntıya razı olur?