Son günlerde oyuncu Nil Erkoçlar’ın cinsiyet değiştirmesi ile ilgili çıkan haberler, bazı aileleri endişeye sürüklemiş gibi görünüyor. Bu konuda anneysen takipçisi annelerden o kadar çok soru aldım ki; konuyu ele almak, gelen soruları yanıtlamak istedim.

Annelerden gelen sorulardan tedirgin olduklarını, çocuklarının alışkanlıklarını, ilgi alanlarını gözden geçirdiklerini, neredeyse attığı adımları bile dikkatle izler olduklarını anladım. Evet, kimi durumlar “alarm” verebilir ancak bazı davranış biçimleri sadece çocukluk döneminde yaşanır, geçicidir.

Bu konu ile ilgili dikkat edilmesi gereken şey; çocuk kendi biyolojik cinsel kimliğine adapte olurken anne-babanın üstlendiği roldür. Çünkü cinsel kimliğin ilk tohumları aslında çocuk doğmadan anne karnında atılır.

Daha bebeğin cinsiyeti belli olmadan anne-baba ve ailedeki diğer kişiler cinsiyet hakkında tahminler yürüterek beklentilerini ortaya koyarlar.

Örneğin; babanın kesinlikle erkek çocuk istediği bazı ailelerde, çocuk kız olduğunda, erkek gibi yetiştirilebiliyor. Ve bu özellikler de sık sık ailedekiler tarafından takdir edilebilir. “Aferin, böyle erkek gibi güçlü ol!” veya “Erkek gibi kız” gibi.

Bazı ailelerde de baba çok pasif-yok gibi, anne çok dominant ve güçlü olabilmektedir. Ya da ailede baba figüründe eksiklik olabilir ve çocuğun yakın çevresinde özdeşim kurabileceği bir erkek olmayabilir.

Bu gibi durumlarda da erkek çocuk, ters özdeşim yoluyla annenin cinsiyetine özdeşim kurar. Ödipal dönem olarak adlandırdığımız 3-5 yaş arası dönem cinsiyet algısının oturduğu çocuğun anne babayla özdeşimler yaptığı dönemdir.