hayali oyun



Çocukların “muşçuluk” yaparak oynama veya farklı rollere bürünüp başka kişiler veya objeler gibi davranma kabiliyetleri genellikle üç yaşına gelene kadar tam olarak gelişmez. Üç yaşından sonraysa bu hayali oyun süreci devam eder ve ergenliğin başlangıcına kadar çocuklar üzerindeki etkisini sürdürür. Ergenlikte büyük ihtimalle çocuklar hayallerini kendi içlerinde tutmayı daha çok tercih ederler. En erken olarak bu tür kurgu oyunları 12-15 aylıkken ortaya çıkar. Bu dönemde bebeğinizi araba sürermiş gibi yaparken bir yandan da “rınnn, rınnn” diye sesler çıkarırken görebilirsiniz. Bu erken dönem kurgu oyunları ancak gerçek nesne ve diğer gerçekçi temsillerle harekete geçirilebilir ve bu da çocuğunuz iki yaşına gelip nesneleri yönlendirebilecek aşamayagelmeden gerçekleşmez. Bu yüzden “sembolik” ve “temsili” oyunlar sadece çocuğunuz dünyayı soyut bir şekilde göstermeye alıştığı yani sembollerle düşünebildiği ve kelimeleri bir şeyleri temsil etmek için kullanabildiği zaman tam olarak oynanabilir.

Sembolik oyunlar oldukça basit başlar. Mesela çocuğunuz oyuncaklarını kullanarak araba sürebilir, alışveriş yapabilir veya ev işi yapabilir. Bu tür oyunlara başlayabilmeleri için çocukların gerçek anlamda somut nesnelere ihtiyaçları olur (araba kullanmak için oyuncak direksiyon ya da ata binmek için oyuncak bir at gibi). Bu yüzden ne oynayacakları büyük ölçüde sizin ona nasıl oyuncaklar verdiğinize bağlıdır. Daha da büyüdükçe ve çocuğunuz bir şeyleri soyut olarak ifade edebilme yetisini geliştirdikçe oynadığı sembolik oyunlar gelişir ve nesneleri kendi işlevlerinden çok başka amaçlar için kullanır. Elinde bulunan her şey oyunları için yepyeni ve daha karmaşık senaryolar üretmesini harekete geçirecek bir kaldıraç işlevi görür. Bu yüzden yaşı ilerledikçe gerçekçi oyun nesnelerine daha fazla ihtiyaç duymaz, artık bir süpürgeyi oyunlarında at olarak hayal edebilir. İşte bu, çocuğunuzun nesneleri kendi bağlamları dışında düşünebilmesi anlamına gelir.