beslenme ve psikoloji, beslenme ve psikoloji pdf, beslenme psikolojisi, beslenme psikolojisi yüksek lisans, beslenme psikoloji, beslenme ve diyetetik mi psikoloji mi, çocukların beslenme psikolojisi, diyet psikolojisi beslenme


Annelerin en büyük dertlerinden biri; çocukları kaç yaşında olursa olsun, onların doyup doymadıkları, ne yedikleri, nerede yedikleri, ne kadar yedikleridir. Bunun içindir ki çocukları hangi okulda olursa olsun; anaokulu, ilkokul, ortaokul, lise hatta üniversite hiç fark etmez. Çocukları eve döndüğünde özellikle annelerin sordukları ilk soru “ Ne yedin? ” “ Doydun mu? ” değil midir ?…

Beslenme; tanım olarak, sağlığın korunması, büyüme ve gelişmenin sağlanabilmesi için gerekli besin öğeleri ve enerjinin yeterli ve dengeli olarak vücuda sağlanmasıdır. Yetersiz ve dengesiz beslenme, yani başka bir ifade ile kötü beslenme, bireylerde beslenme sorunlarına, ayrıca birçok sağlık sorunlarına da yol açar. Beslenme; gıdaların çeşitliliği ve pişirme biçimleri yönünden, topluma, kişilere, yörelere ve ülkelere göre değişen bir kültür biçimidir. Bazı yörelerde hamur işleri çok sevilir, bazı yörelerde et, bazen de zeytinyağlı besinler tercih edilir. Kimi ülkelerde deniz ürünleri çok tüketilirken, bazı ülkeler bu ürünleri hiç tüketmez. Beslenme, ayrıca psikolojinin adeta kendisidir. Dönem dönem yaşam sorunlarıyla baş edemeyip hayata küstüğümüzde, yiyeceklere de küsüp kilo veririz, bazen de tam tersi yapamadığımız, başaramadığımız işler için kendimize küsüp hırsımızı farkında olmadan yiyeceklerden çıkarır, çok yiyerek kilo alırız. Tüm beslenme alışkanlıklarımızın temeli ve psikolojik olarak yaşamımızı etkileme biçimi, yeni doğduğumuz zaman önce anne-babamızla, sonra da sosyal çevremizle belirlenir. Hayatımızın ilk adımında 0-1 yaş aralığında annemizin bizleri besleme biçimi ve besleme anındaki davranışları, beslenme saatleri ile ilgili olumlu veya olumsuz yaşam algımızı oluşturur. Eğer, annemiz bizi sütü ile fiziksel olarak beslerken, sarıp sarmalayarak sevgi dolu sözlerle ruhumuzu da beslerse, yemek saatleri bizim için mutlu zamanlar olur. Tam tersi, ilgi şefkat gösterilmeden geçirilen emzirme saatleri de yaşamın başlangıç günlerinde kendimizi değersiz hissetmemize, yemek saatlerinin huzursuz mutsuz zamanlar olarak algılanmasına neden olur.