anaokulu bebek yaşi, bir yaş bebek anaokulu, 1 yaş bebek anaokulu


Anaokuluna Başlama Yaşı Kaç Olmalıdır?
Gelişim çok boyutlu olarak ilerler.Yani bebek, doğumundan itibaren fiziksel, zihinsel, sosyal, duygusal alan olarak ayrı ayrı ele alabileceğimiz ama aynı zamanda birbiriyle iç içe ve birbirini etkileyen dört farklı alanda gelişimini sürdürür. 0-6 yaş arasını kapsayan erken çocukluk dönemi ise çocuğun gelişiminin en hızlı ve en kritik yıllarıdır. En yoğun öğrenme bu yaşlarda gerçekleşir. Araştırmalar çocukluk yıllarında kazanılan davranışların büyük kısmının yetişkinlikte bireyin kişilik yapısını, tavır ve değer yargılarını biçimlendirdiğini göstermiştir.Bu nedenle okul öncesindeki dönem, çocuğun gelecekteki yaşamını direk etkileyecek en önemli süreçtir.
Anaokulu, çocuk için, ailenin dışına atılan ilk adım olarak düşünülmelidir. İlk üç yıl içinde çocuk, model aldığı, anne ve babasından alabileceğini almıştır ve kendisine tanınan fırsatlar ölçüsünde belirli bir psiko sosyal olgunluğa varır. Üç yaşından sonra ise öğrendiklerini, edindiklerini sosyal bir ortamda yaşıtlarıyla iletişim içinde kullanmaya, deneme yanılmalarla sınamaya ihtiyaç duyar. Öğrenme, bir şeyler yapabilme, etkide bulunma gibi istek ve ihtiyaçlarını kısacası ENERJİSİNİ boşaltabileceği, yeni ve aileden bağımsız bir sosyal ortama ihtiyaç duyar. İşte bu zengin uyaran ortamını yaşıtlarıyla paylaşma imkanını çocuk ancak anaokulunda bulabilir.

İki buçuk, üç yaşından itibaren başlayan bu sosyalleşme ihtiyacının göz ardı edilmemesi gerekir. Anaokuluna, annenin yokluğunu giderecek bir yer olarak değil, annenin, çocuk üzerindeki rolüne katkıda bulunan ve tüm alanlarda gelişimini hızlandıran bir kurum olarak bakmak gerekir.
Okul öncesi kurumlarının en önemli faydalarından biri, çocuğun zihinsel gelişimini hızlandırmasıdır.Yapılan karşılaştırmalı araştırmalar, okul öncesi eğitiminin, çocuğun zeka puanlarında belirgin bir artışa neden olduğu görülmüş. Anaokulunda, bu alanda eğitim almış eğitimciler tarafından, tüm gelişim alanlarını destekleyen programlar hazırlanır ve bu program çocuğun ilgiyle takip edebileceği aktivitelerle desteklenerek sunulur. Her tür bilgi grupla etkileşim halinde öğrenilmektedir ve mümkün olduğunca, çocukların bir çok duyusuna hitap edebilecek bir eğitim planı uygulanır. Bu nedenle evde öğretilen sistemsiz bir bilgiye oranla çok daha kalıcı ve muhakemeye olanak veren zengin bir öğrenme ortamı sağlanmaktadır. Bu tarz öğrenme çocukta sürekli öğrenme isteği yaratır, yani çocukta öğrenme alışkanlığı gelişir.
Bunun dışında anaokulunda tüm etkinlikler birbirini takip eden bir sırayla yapılır. Çocuk öğle yemeğinden sonra sözel etkinlik saatinin geldiğini ardından da drama saatinin geleceğini bilir. Bu da çocuğun, zaman kavramını ve bunun yaşamdaki yerini ve önemini kavramasını sağlar.
Çocuklar yaşıtlarıyla beraber olduğu zaman, yeni bilgiyi ve yeni davranışı, çok daha kolay öğrenirler. Yapılan araştırmalar, okul öncesinde Lego, Noper gibi takmalı çıkarmalı oyuncaklarla oynayan, kuleler yapan çocukların el becerilerini geliştirdikleri gibi matematik deneyimi kazandıklarını da göstermiş. Evde, bu tip oyuncakla tek başına oynarken çok da zaman geçirmeyen çocuk, anaokulunda yaşıtlarıyla bir aradayken severek çok uzun süre oynar. Sadece oyun gibi görünen bu etkinlik aslında zihinsel olgunlaşma için çok önemli olan seçme, kategorize etme gibi becerileri de geliştirir. Bu deneyimler, çocuklara, bölme kesir ve geometriyi anlamaları için somut bir temel hazırlar.
Anaokulunun çok önemli bir diğer katkısı, çocuğun dil gelişimini hızlandırmasıdır. Dil gelişimi yaşına göre yavaş gelişen çocuklar okula başladıktan birkaç ay gibi kısa bir süre sonra, dili kullanma açısından ciddi bir sıçrama yapmaktadırlar. Her türlü ihtiyacı anne yada bakıcı kimse tarafından, hemen fark edilip karşılanan çocuk çok fazla konuşma ihtiyacı duymayabilir. Oysa çocuklar bir aradayken, mesela aynı oyuncağa yöneldiğinde, istediğini elde etmek için konuşmak, kendini ifade etmek zorundadır. İşte bu spontan, yani anlık gelişen olaylar gün içinde serbest oyun saatlerinde sıklıkla yaşanır ve dil gelişimi kendiliğinden hızlanır. Böylece çocuk dili, televizyondan değil, yaşayarak öğrenir. Dil gelişimi, çocuğun sosyal gelişimini, karmaşık problemleri çözme gibi çok önemli bir çok becerisinin de gelişimini hızlandırır.