Yaşam sürprizlerle doludur. Karşımıza büyüklü küçüklü pek çok hoşluklar çıkabileceği gibi, sevimsiz engellerle de karşılaşabiliriz. Kimimiz engelleri abartılı bir şekilde algılar ve bunlara takılıp kalırken, kimimiz de hoşlukları da engelleri de doğal süreçler gibi algılayarak üstlerinden atlar ve yolumuza devam ederiz. Çocuğunuzun yaşam engelleri karşında iyimser bireyler olmasını istiyorsanız DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü’nden Klinik Psikolog Olcay Güner’in söylediklerine kulak vermelisiniz.

Çevremize göz atacak olur isek, yaşamın keyfini süren iyimserlerin yanı sıra, yaşamın güçlüklerine kolayca teslim olan, yaşamla ilgili negatif tahminlerde bulunan pek çok kötümser de görebiliriz. Tüm psikolojik araştırmalar gösteriyor ki ne kadar kötümser iseniz depresyona girme ihtimaliniz de o kadar yükseliyor. O halde anne babalara yeni bir görev daha düşüyor. İyimser bir bakış açısına sahip, yaşamın kaçınılmaz terslikleri ile baş edebilen pozitif çocuklar yetiştirmek. DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü’nden Klinik Psikolog Olcay Güner şöyle diyor:
“Bazı ailelere iyimserlikten bahsettiğimizde “her şey, dünya ve ben ne kadar harikayız” diye dolaşan çocuklar istemiyoruz derler. Çünkü her şeyin harika olduğu bir dünyada yaşamıyoruz. Çok da haklılar. Bizim kastettiğimiz şey de “boş iyimserlik” değildir. Pozitif düşünce sürekli neşeli şeyler düşünmek değildir. “her gün, zaman geçtikçe, giderek daha iyi… olacağım” gibi bir düşünce ile güçlükleri yenebilmektir. ‘İyimserlik’ in doğruluk payı yüksek olmalıdır. Sadece neşeli pozitif ifadeler başarılarınızı ve anlık ruh halinizi olumlu biçimde yükseltemez. İyimserlik gereksiz olumluluktan çok, negatif olmayan düşüncelerin gücünden faydalanma üzerine çalışır. İyimserlik kendinizi neşelendirmek için kullanacağınız kavramlardan çok uzaktır. Örneğin, ‘Ben özel bir kişiyim’, ‘Hayatım hep daha iyiye gidiyor’, ‘İnsanlar bana bayılıyor’…vs. Bu tip cümleler kısa bir süreliğine kendinizi iyi hissetmenize sebep olacaktır ama sizi hedeflediğiniz noktalara ulaştırmayacaktır.”