kaybolan çocuk



Günümüzde Türkiye’nin en önemli yaralarından biridir kayıp çocuklar. Emniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre, 2012 yılında bir günde 24 çocuk kaybolurken 2013 yılında kaybolan çocuk sayısı 30 oldu. Yılın sonunda kaybolan çocuk sayısının ortalama 33 olacağı tahmin ediliyor.
Bu yılın ilk 7 ayı içinde kaybolan çocuk sayısı 6.500. Yazıyla altı bin beş yüz! Çok ciddi bir rakam. Emniyetin verilerine göre Gaziosmanpaşa, Bağcılar ve Beyoğlu ilçeleri en çok kayıp yaşanan ilçelerimiz.

Çocuk kayıplarının ardında pek çok etken var elbette. Önceki yıllarda kaçırılanların fazla olduğu ancak bu yıl kaçırılan çocuk sayısında azalırken evden kaçanların sayısında artış olduğu dikkat çekiyor. Evden kaçan çocuklar arasında ilk sırada terör örgütüne katılanlar var, sonra uyuşturucu ve fuhuş sektörünün eline düşebiliyor bu çocuklar. İlginç ve üzücü bir diğer nokta ise kayıp çocukların büyük bir kısmını Sosyal Hizmetlerin koruma ve bakımındaki çocuklar oluşturuyor.İstanbul içinde bir günde kaybolan çocukların üçte biri devlet yurtlarında kalan çocuklar.Demek ki bakamıyor, koruyup güvende tutamıyoruz çocuklarımızı. Geçtiğimiz yıl Bahçelievler bakım yurdundan kaçan 60 kadar çocuk kaybolmuş.Kayıp çocuk sayısındaki artış bir yılda %25 iken, son beş yılın rakamlarına göre artış %200 olmuş. Durumun korkunçluğu bu rakamlarla bile anlaşılıyor.

Bir de yaz aylarında tatil sırasında kaybolan, ya da evden kaçan çocuklar var. 16 yaş altı çocukların çalıştırılması yasak olmasına rağmen kaçak olarak çalışmak amacıyla kaçan çocuklar özellikle yaz aylarında işçi arayanlar açısından önemli bir kaynak olarak görülüyor. Evden kaçan çocukların bir diğer bölümü ailenin tepkisinden korkarak kaçanlar. Kayıp çocuk sayısı rakamlara yansıyanlardan daha fazla. Ancak bazı aileler çocukları kaybolduktan sonra polise bildirmiyor, bir şekilde döneceğini düşünüyor ya da aslında nerede olduğunu biliyor.
Bütün bu rakamlara bakıldığında kaybolan çocuk sayısının ne denli ciddi boyutlarda olduğu görülüyor. Bu durumda belki de en önemli sorun ortaya çıkıyor. Çocuklarımız kaybolursa ne yapacağız? Daha doğrusu çocuklarımız kaybolmasın diye ne yapacağız? Ya da şöyle sorayım: Çocuklarımız kaybolurlarsa ne yapacaklarını nasıl öğreteceğiz? Evet, sorunun can alıcı noktası bu: Çocuklarımız kaybolmasınlar, kaybolmamaları için de, eğer başlarına böyle bir şey gelirse nasıl davranacaklarını, ne yapacaklarını öğretmek zorundayız.