Son yıllarda çocuklar doğadan ve sokaklardan gün geçtikçe daha çok koparak eve kapanıyor. Teknolojinin gittikçe yaygınlaşması, bilgisayarların çocukların hayatına girmesi, sokaklarda kalan yeşil alanların yok denecek kadar azalmış olması, bitmek bilmeyen trafik karmaşası ve ailelerin sokakları tehlikeli bulması gibi sebepler çocukları kapalı alanlarda ve evde tutmaya sebep oluyor. Bu durum aslında hem aileler hem de öğretmenler için önemli bir sorun teşkil ediyor. Dışarıda oynamak çocukların beyin gelişimini olumlu yönde geliştirerek, karar verme mekanizmalarını geliştirmelerine yardım eder. Eğer çocuklara kontrol etme yetisi verilirse, bağımsızlık ve hayatta kalma içgüdüleri elde ederler ve bu güdülere çocukken sahip olmak hayati önem taşır. Çünkü yetişkin bir birey oldukları zaman bunun faydalarını göreceklerdir. En önemlisi, çocukların doğa ile iç içe olması ve doğa ile kurulan iletişim, karakterin oturmasına yardım ederek, doğa hayatını anlamaya ve çevresini tanıyıp seven bir birey olmaya yardım eder. Burada görev ebeveynlere düşmektedir. Çocuklarınızı “mikrop kapar” korkusu ile kısıtlayarak doğadan mahrum etmeyin. İşte ufak ipuçları ile yapmanız gerekenler…

Eğlenceli hale getirin

Dışarı çıkın ve çocuğunuzu da yanınıza alarak bir parka, bir deniz kenarına götürün. Kuşların veya bir çeşit hayvan türünün isim listesini cep telefonunuza indirerek çocuğunuz ile paylaşın. Beraber bir kuşu sadece sesinde tanımaya çalışın. Güvenli ve dikkatli bir şekilde ona hayvanları, ağaca nasıl tırmanılacağını gösterin. Beraber değişik oyunlar yaratın. Araba ile bir yerden bir yere giderken etrafı izlemesini sağlayarak ona anlatın. Eğer elinde bir cep telefonu varsa etrafa bakmayacak ve ilgilenmeyecektir. Araba yolculuğunuzda, o gün öğrendiğiniz şeyler ile ilgili hikayeler yaratmayı deneyin.