Çocuklarda sapmalar içgüdü çocuk davranışları çocuğun yoldan çıkması


Tecrübe göstermiştir ki, normalleşme olarak adlandırdığımız süreç sırasında, birçok çocukça nitelik yitirilmektedir. Bunların arasında,birçok kusuru sayabileceğimiz gibi, bazı erdemleri de sayabiliriz.Böylece tertipsizlik, itaatsizlik, pislik, açgözlülük, bencillik, kavgacılık ve istikrarsızlığın yanısıra, yaratıcı hayal gücü,masallardan hoşlanma, bazı kimselere bağlılık, oyun oynama, yumuşak başlılık gibi nitelikler de kaybolup gider. Ayrıca, bilimsel araştırmalar sonucu, çocukluğa özgü olarak tanımlanan, hayal gücü,merak, tutarsızlık ve dikkat dağınıklığını da sayabililiz. Bu çocuklara özgü niteliklerin yitirilişi, çocuğun gerçek yapısının daha henüz anlaşılamadığını kanıtlar. Bu olgunun çeşitli ırk, din, dilve kültürden çocuklar için geçerli olur, dikkate değer.

Ne var ki,insanoğlunun çifte kişilik sahibi oluşu, çok eski zamanlardan beri kabul edilegelmiştir. Hıristiyan dinine göre bunlardan birincisi yaratıldığı sırada kendisine verilen kişiliktir. İkincisi ise, “İlk Günah” işledikten, Tanrının yasasını çiğnedikten sonra kazandığı kişiliktir. Bu görüşün, çocuğu daha iyi tanımamızda bize yardımcı olacağı kanısındayız.

Küçücük, önemsiz gibi görünen bir hareket, bir davranış, birnesne, çocuğun yoldan çıkmasına elverir. Sevgi ve yardım altında, dikkatten kaçan, ama aslında yetişkinlerin bilinçsiz bencilliği yüzünden baş veren bir zaafın çocuk üzerinde son derece yıkıcı etkileri olabilir. İyi ki, çocuk hiç durmadan kendini yenilemekte,hiç durmadan yeniden doğmaktadır. İyi ki, her şeye rağmen,normal gelişmesine el verecek olan planı, kendi içinde, her türlü zedelenmeye karşı koruyabilmektedir. Çocuğun normale, doğal hale dönüşü, tek bir belirgin etkene, yani onu dış gerçekle alış verişe sokacak bedensel bir faaliyet üzerinde dikkatini yoğunlaştırmasına bağlı olduğuna göre, demek oluyor ki, çocuğun sapmalarına yolaçan tek bir kaynak vardır: Çocuk, düşmanca bir çevreyle karşılaştığı için ilkel gelişme planını gerçekleştirme olanağını bulamamıştır.Oysa bu dönemde, potansiyel enerjilerinin, ruhun vücutla birleşmesi süreci içinde evrinmeleri gerekirdi.