yalancı çocuk



Psikologların bugüne kadar çocukların bir zihin kuramı geliştiremediklerine inanmaları artık bir klasik sayılan Sally- Anne deneyinden kaynaklanır. Bu deneyde çocuklarımız iki bebeği izliyor: Sally ve Anne. Sally sepetin içine bir bilye koyar ve sonra gider. Bu sefer Anne gelir ve bilyeyi sepetin içinden çıkarıp bir kutunun içine koyar. Sally tekrar gelir. Çocuklara Sally’nin bilyesi için nereye bakacağını sorarlar? Bu deneye göre 4 yaş çocuklarının tipik olarak Sally’nin bilyesi için sepete bakacağını (doğru) düşündükleri üç yaşındaki çocuklarınsa kutuya bakacağını (yanlış) düşündükleri ortaya çıkmıştır. Bu deney dört yaşından küçük çocukların başka bir insanın farklı bir bakış açısına sahip olabileceğini henüz idrak edemeyeceklerini iddia ediyor. Buna karşılık Sally-Anne testine benzer başka bir deneydeyse çocuklara bir şekerleme kutusu gösterilip içinde ne olabileceği soruluyor. Genel olarak hemen hemen hepsinin cevabı şeker oluyor. Daha sonra araştırmacılar şekerleme kutusunun kapağını açıyor ve içinde aslında kalem olduğu ortaya çıkıyor. Kapak tekrar kapatılıyor ve bu sefer her çocuktan kutunun içinde ne olduğu konusunda arkadaşının ne düşüneceğini tahmin etmeleri isteniyor. Dört yaşındaki çocukların hepsinin cevabı tipik bir şekilde “şeker” oluyor.

 

Ama daha küçük olanlar arkadaşlarının hiçbir imkan olmamasına rağmen kutunun içinde kalem olduğunu bilebileceklerini tahmin ediyorlar. Bunun dışında çocuklardan kutunun içindekileri görmeden önce tahminlerinin ne olduğunu tekrar söylemeleri istendiğinde dört yaş çocukları şeker derken küçük olanlar kalem diye cevaplamaya devam ediyor. Görünüşe göre daha önce kutunun içindeki şey hakkında yanlış bir inanca sahip oldukları konseptini anlayamıyorlar. Yani dört yaşından küçük çocukların aldatmaca konseptine bağlı şeylerde yaşadıkları problem sadece diğer insanların farklı bakış açılarına karşı yetersiz bir idrake sahip olmalarından değil aynı zamanda dünya hakkında zaman zaman yanlış inançlara sahip olabileceklerinin farkında olamamalarından da kaynaklanıyor. Diğer insanların ne düşündüklerini anlayabilmek kandırma becerisini de beraberinde getirir. Primatlar bu kandırma becerisine sahiptir. Mesela bir şempanzenin diğer bir şempanze yanına geldiği anda güzel bir muz demeti bulduğunu varsayalım. Demeti gören şempanze hiçbir şey bulamamış gibi hemen başka bir tarafa yönelir ve ikinci şempanze olay yerinden ayrılana kadar muzların yanına yaklaşmayı düşünmez. Muzları yeme işini rakibi uzaklaştıktan sonra gerçekleştirecektir. Tabii bu sırada ikinci şempanze de aynı şekilde sadece gidiyormuş gibi yapıp bir ağacın arkasında bekleyebilir. Böylece birinci şempanze muzları ortaya çıkardığında sahneye tekrar gelir ve birinci şempanzeyi kovarak muzları alır! Yani bizim en yakın akrabalarımız (şempanzeler) birbirlerine yanlış inançlar aşılamak konusunda beceriklidirler. Bu şekilde bize diğer şempanzelerin de bir akla sahip olduğunu bildiklerini göstermiş olurlar. Ama Sally-Anne ve şekerleme testine göre üç yaşındaki çocukların bu konsepti henüz idrak edemediklerini görüyoruz. Başka bir deneyse çocukların yaşıtlarını kandırıp kandıramayacaklarını yani başkalarının zihinlerine yanlış inançlar sokabilme becerilerinin olup olmadığını araştırmıştır. Bu deneyi yaparken çocuklardan önlerinde bulunan yapıştırmalardan birer tane seçmelerini fakat sadece kötü kalpli kukla da kendi yapıştırmasını seçtikten sonra yapıştırmalarını alabileceklerini söylemişler.