Huysuzlukların çoğu,ola ki, bu duyarlılık yüzündendir. Bunun bir alay örneği geliyor aklıma. Altı aylık bir kız çocuğunun öyküsünü anlatıvereyim. Günlerden bir gün bir kadın, bu kızcağızın bulunduğu odaya girip, elindeki şemsiyeyi masanın üstüne bırakmış, çocuğun üstüne bir tedirginlik gelmiş, ama gözü kadında değil şemsiyedeymiş. Az sonra da ağlamaya başlamış. Kadın, bebenin şemsiyeyi istediğini sanıp, yüzünde bir gülümsemeyle getirip bebeye şemsiyeyi uzatmış. Ama bebe, feryada devam ediyor. Uzatılan şemsiyeyi eliyle itip, yaygarayı sürdürüyor. Çocuğu yatıştırmaya çalışmışlar ama nafile. Büsbütün azmış. Ne yapsınlar zavallıcığı avutmak için? Tam o sırada bebenin dadısı, acayip bir sezgiyle masanın üzerinden şemsiyeyi alıp, bitişik odaya götürmüş. Çocuk derhal sakinleşmiş. Demek ki çocuğun rahatsızlığının nedeni şemsiyeymiş, daha doğrusu şemsiyenin masanın üstüne konmasıymış. Bir nesnenin yerli yerine konmayışı, nesnelerin nasıl düzenlenmesi gerektiğine dair çocuğun kafasında yer etmiş olan örneğe aykırı düşmüş, böylece bir direnç ve bir rahatsızlık yaratmış.