Ayşegül yine evin içinde çığlık çığlığa bağırıyordu. Ne zaman bir şey tuttursa ve annesi hayır dese uzun süre çığlıklar atıp bağırıyor, ağlıyor ve tekmeler savuruyordu..Henüz 5 yaşında olmasına rağmen evin hakimiyeti onun elindeydi. Çünkü her defasında bağırmalarının ve tepinmelerinin ardından sussun diye annesi ya da babası sonunda pes ederek istediğini yapıyorlardı. Başlangıçta bir çok yöntem denemelerine rağmen işe yaramamıştı. Ceza vermeyi denemişler, hatta sonradan pişman olmalarına rağmen bir kaç kez vurmuşlardı bile.

Çoğu zaman annesi hayır dediğinde babası yorgun olduğunu ileri sürerek bağırmasını dinleyemeyeceğini ve Ayşegül’ün istediğini alacağını söylüyordu. Bir kaç kez de baba kızdığı halde anne babaya şunu bağırtmasana, çocuk alt tarafı oyuncak istiyor bu kadar üzmeye ne gerek var diye söyleniyordu. Ayşegül artık evde anne ve babasını nasıl yola getireceğini iyice öğrenmişti, evde otorite oydu…

Ayşegül’ün anne ve babası çocuk sahibi olacaklarını öğrendiklerinde çok sevinmişlerdi. Bebek doğduğunda sevimli, uysal bir çocuktu. Ailede ilk torundu ve tüm aile üzerine titriyordu. Ancak gün gelip de Ayşegül istediklerini yaptırmak için evdeki huzuru bozduğunda oturup nerede yanlış yaptıklarını, evde yeniden disiplini nasıl sağlayacaklarını düşünmeye başladılar. O sevimli küçük bebek nereye gitmişti, bir dediğini iki etmedikleri halde şimdi onlara karşı çıkıyordu. Yanlış neredeydi?

Bu sorunun yanıtını bulmak için önce disiplin ne demek ona bakmak gerek. DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü’nden Psikolog Nur Dinçer, Genç disiplini şöyle tarif ediyor: “Disiplin, kişinin düzen sağlaması, düzenli yaşaması demektir. Ailede disiplinden söz edecek olursak, aile bireylerinin belirli bir düzende yaşamalarını düşünebiliriz. Her ailenin farklı bir düzeni olduğuna göre, farklı bir disiplin anlayışı var diyebiliriz. Bazı aileler daha katı bir disiplin uygularken, bazı aileler daha esnek olabilmekte ya da kurallara fazla yer vermemektedirler.”