Annelik içgüdüsü türünün devamını getirmek türün devamlılığı içgüdüler içgüdü buyurucu içgüdü


Doğada iki biçim yaşam vardır: Ergin yaşam ve ergin olmayan yaşam. Bu iki çeşit yaşam birbirinden ayrıdır, hatta birbirine aykırıdır.Yetişkinlerin yaşamına damgasını basan özellik, mücadeledir. Bu çatışmaların kökeni, Lamarck’ın gösterdiği gibi kişinin kendini çevreye uyarlama çabasına, ya da Darwin’in ispatladığı gibi, rekabete ve doğal ayıklanmaya dayanır. Bu ikinci açıklamaya giren çatışmalar, türlerin devamını sağlamakla kalmaz, cinsel üstünlük yoluyla doğal ayıklanmaya da yol açar.

Toplumların büyüyüşü, büyümüş hayvanlar arasında olup bitenlere benzetilebilir. İnsanlar, yaşamlarını koruyup kendilerini düşmanıarına karşı savunmak için sürekli savaşmak zorundadırlar ve kendilerini çevrelerine uyarlarken çaba harcar, çile çekerler. Bir yandan da aşka ve cinsel ilişkiye koşarlar. Darwin evrimin nedenini,yani canlıların yavaş yavaş gelişmesiyle en yetkinin sağ kalması olgusunu bu anlattığımız güçler ve türler arası rekabetIere bağlamıştır. Aynı şekilde maddeci tarihçiler de insanların evrimini,insanlar arasındaki yarışma ve rekabetle açıklarlar.

İnsanlık tarihini yazabilmemiz için elimizdeki tek kaynak, yetişkinlerin çeşitli faaliyetleridir. Ama doğada bu böyle değildir.Doğada yaşamın sayısız ve şaşırtıcı belirtileriyle kavranabilmesinde belli başlı anahtar yavrular ve büyüyen varlıklardır. Her canlı, ilkin mücadele edemeyecek kadar güçsüzdür. Dünyaya geldiklerinde organları uyarlama işini becerecek erginlikte değildir.Hiç bir canlı yoktur ki, yaşama bir yetişkin olarak başlasın.O halde biçimi, araçları ve itileri gelişme sürecindeki yaratıkların incelemesi alabildiğine önemlidir ve yaşamı anlamamız için gerekli anahtar orada bulunacaktır.