Hayat sınırlarımızı nerede çizeceğimizi bilme sanatıdır… Çok fazla kuralla büyüdüyseniz belki de bütün iyi niyetinizle kendi çocuğunuza kural koymayan bir ebeveyn olmayı düşlediniz, böylelikle onun mutlu olacağını düşündünüz ama işler istediğiniz gibi gitmedi ya da kurallar koydunuz ama bir türlü sözünüzü dinletemediniz. Peki hata neredeydi?

Çocukların kuralları sevmediklerini düşünürüz halbuki kurallarla ya da diğer bir değişle sınırlarla büyüyen çocuklar mutlu olurlar. Çocuklar “Neyi ne kadar yapabilirim?”, “Bir şey istediğimde nereye kadar ısrar edebilirim?”, “Kiminle nasıl konuşmalıyım ve kime nasıl davranmalıyım?”ın sınırlarının nerede olduğunu öğrenmeye ihtiyaç duyarlar. Bunları evde ebeveynlerin koydukları kurallarla ve bu kuralların uygulanmasıyla öğrenirler.

Sınırlar, çocukların özgüvenlerinin gelişmesine ve sorumluluk sahibi yetişkinler olabilmelerine yardımcı olur. Çocuk, sınır kavramını bilmediğinde kontrolsüz davranışlar sergileyebilir ve başı sıklıkla derde girebilir. Uygun sınırlar koymak temelde onların güvende olmaları ve güvende hissetmeleri için gereklidir. Evlerin kuralları aileyi birbirine bağlar çocukların ihtiyacı olan aidiyet duygusunu hissetmelerine yardımcı olur.

Sınırlar çocuklara doğru ile yanlış arasındaki farkı, diğerleri ile nasıl olumlu iletişimde olabileceğini ve toplumun bir parçası olmayı öğretir. Ancak bu sınırların nasıl, ne zaman ve neye göre çizileceği son derece önemlidir. Sınırlar, bir davranışın değişmesini ya da oluşmasını istediğinizde “… yapmazsan televiyon seyredemezsin” gibi tehdit, “hemen yatağına yat” gibi bağırma ve emir verme benzeri stres verici ve iletişimizi her geçen gün daha olumsuz hale getirecek iletişim engellerini içermez.