2 yaşındaki Can kızdığı zaman anne babasını ve arkadaşlarını ısırmaktadır. Bu durum, Can’ın annesi ve ısırdığı diğer çocukların anneleri arasında çoktan soğukluğa sebep olmuştur. Çocukların bazıları sakin zamanlarında bile Can ile oynamaktan çekinmektedir. Can’ın kendi anne babası bile bazen ısıracağı korkusuyla Can’a yaklaşmakta zorluk yaşamaktadır.

Can emmekten çok hoşlanan ve bu yüzden de anne memesini ve biberonu bırakmaya oldukça direnç göstermiş küçük bir çocuktur. Emme zevkinden mahrum kalmanın getirdiği kızgınlık kontrol edilemez hale geldiğinde Can’da ısırma arzusu ortaya çıkmaktadır. Can’ın eski haz alma noktası olan ağzı artık hıncını çıkarmak için iyi bir araç haline gelmiştir.

Can’ın zorlanmasını anlıyor olmak ısırmalarına göz yummak anlamına gelmez. Anne babası Can’a net şekilde ısıramayacağını söylemekte ve eğer ısırmaya çalışırsa onu hemen durumdan uzaklaştırmaktadır. Buna tepki olarak, Can kendi kendini ısırmaya başlamıştır. Can’ın bu davranışını, anne babasının ısırmayı tasvip etmediğini anladığını ve onların beklentisine uymak için çaba harcadığını göstermektedir ama Can’ın dürtüleri hala içsel kontrolünden daha güçlüdür.

Henüz dil becerileri yeterince gelişmemiş, duyguları oldukça yoğun yaşayan küçük bir çocuğa yardım etmenin yolu ısırma dürtüsünü kanalize edebileceği alternatif yollar sunmaktır. Anne babası Can’a çocuk dişliklerinden bir tane sunmuştur ve ona bunu ısırabileceğini söylemiştir. Can’ın dişliğe alışması da biraz zor olmuştur ama bir hafta gibi bir sürede dişliğini keyifle ısırmaya başlamıştır. Bu yöntem işe yaramıştır çünkü Can kendisini ve diğer kişileri ısırmayı bırakmıştır.