çocuklarda karar



“Çocuk donmamış beton gibidir. Üzerine ne düşerse izi kalır.”

Hani hep deriz ya “Tıpkı babası gibi uzun boylu” veya “Aynı annesi gibi neşeli, cana yakın”; bunun sebebi genetik karakterdir. Yani bir çocuğun anne ve babasında aldığı genlerin karışımının ve özetinin kendi fiziğinde ve yahut karakterinde şekillenmiş olmasına, “genetik karakter” diyoruz.

Genetik karakterin haricinde, birde çocuğun anne karnına düştüğü ilk andan itibaren şekillenmeye başlayan “psikolojik karakter” i vardır. Psikolojik karakter, annenin sevinçleri, öfkesi ve üzüntülerine bağlı olarak “genetik karakterin” üzerine inşa edilen ikinci bir karakterdir.

Anne karnında, dokuz ay geçiren bir çocuk, sadece bu süreyi tamamlamak için beklemez, aksine annenin yaşadığı her acıyı, her sevinci ve her duygusal değişimi birebir yaşayarak bir ömür boyu ana hatları ile kullanacağı karakter alfabesinin ilk harflerini de dizmeye başlar.

Genetik karakterin oluşumunda her ne kadar, anne ve baba söz sahibi olsa da psikolojik karakterin oluşumunda, özellikle anne doğrudan tesir sahibidir. Yani “anne eğer isterse karnındaki çocuğun “pısırık, korkak” yahut sakin ve huzurlu” olabilmesi adına ciddi bir rol oynayabilir.”

Nasıl mı?

Bunu insanlık tarihinin en yüz karası deneylerinden biri ile izah etmek mümkün. Bir çocuğun gelişimini takip etmek, bir annenin psikolojisini bozup yeniden yapmak, daha sonra bunu, bilim dünyasına hediye etmek isteyen bilim adamlarının (!) ilk adresi Afrika’dır. Afrika’nın talihsiz ülkesi Kongo…