çocuklarda iletişim



Çocuğunuz isteklerini ilk kez bir cümle ile ifade ettiği zaman, karşılıklı bir iletişime başladınız. Artık neden üzgün olduğunu ya da neresini incittiğini ya da ne istediğini tahmin etmeniz gerekmiyor. Doktora gideceğini söylediğiniz için ağladığı zaman, neden korktuğu ile ilgili sorular sorabilirsiniz ve onu teselli edebilirsiniz. O da size sorular sorup ne düşündüğünü söyleyebilir. İletişim kurma konusundaki yeteneği geliştikçe, kelimeler, çocuğunuzun zihin işleyişine ve etrafın­daki dünyayı keşfetmedeki ilerlemesine, bir pence­re açtı.

Bunların yanı sıra, gerçek bir konuşma yapabilirsiniz! Kendi gözlemlerinizi onunla paylaşa­rak, onunla daha derin ve güçlü bir bağ kurabilirsi­niz. Ayrıca onun dil yeteneklerini geliştirmek için “bir şeyler yapma” gereği duyabilirsiniz. Ama geri kalanını, çocuğunuzun kendini akıcı bir şekilde ifa­de etmek için gerek duyduklarını, öğretilmeden kendi kendine öğreneceğinden emin olun. Bu nok­tada, doğal olarak çocuğunuzla daha az “bebek ko­nuşması” yapacaksınız. Bu, çocuğunuzun yeni cüm­le yapıları ve yeni kelimeler öğrenmesine yardımcı olacaktır. Ama ona bir parçadan kelimeleri aşılama­ya çalışmak, kelime dağarcığını geliştirmesine artık bir fayda sağlamaz.

Çocuklar kelimeleri, onları de­nedikleri, nesnelerle özdeşleştirdikleri zaman daha iyi öğrenirler. Örneğin çocuğunuz elini sert ağaç ka­buğuna sürttüğünde, sert kelimesini öğrenir, çünkü hissederek onu denemiştir. Çocuğunuzun eşyalarının isimlerini öğrenmesi­ne, ona ders vermeye zorlamadan yardım edebilir­siniz. Örneğin, istediği bir oyuncağı işaret ettiğini farz edelim, ama onun ismini bilmiyor. “Oh, oyun­cak zebrayı istiyorsun.” diyebilirsiniz. Şimdi nesne için bir isme sahiptir. Yürüyüşe çıktığınızda, onu ta­kip edin. Eğer hayran olup bir çiçeğin önünde du­rursa, “Ne kadar da güzel bir papatya, değil mi?” di­yebilirsiniz.