ELELE Çocuk Genç ve Yetişkin Psikolojik Danışma Merkezi Psikolog ve Özel Eğitim Uzmanı Bihter Gencer yazı dizisine devam ediyor. Ceza kavramından sonar bu hafta da ödül kavramını farklı bir bakş açısı ile sizlerle paylaşıyor.

Ödül mü? Rüşvet mi? Övgü mü?

“Eğer cici olursan sana kurabiye vereceğim” (Rüşvet)
“Eğer odanı temizlersen sana bir cd alacağım” (Rüşvet)
“Eğer karnende notlarının hepsi 5 olursa 100 lira vereceğim” (Rüşvet)

Peki şu söylemlere bakalım:
“Yemeğini yersen oyun oynayabilirsin”—- oyun oynamak çocuğun zaten en doğal hakkı-yemekle ne ilgisi var??
“Harikasın çişini yaptın, alkış!!”, “Süpersin yemeğini bitirdin”—- yemek yemek ve tuvalete gitmek çocuğun en doğal ihtiyacı niye süper olsun ki?
“En zeki benim oğlum, küplerden kule yaptı”—bütün çocukların zamanı geldiğinde yapabileceği birşey zaten….

O zaman çocuğumuzu ödüllendirirken de dikkat etmemiz gereken noktalar var:

** Rüşvet ve maddi bir ödül çocuğu gerçek hayata hazırlayamaz. Çocuk eğer davranışları karşısında ödül almaya alışırsa bir işi başarmış olma yani içsel yeterlilik duygusunu yaşayamaz. Ödül olmadığında davranışı yerine getirmenin bir anlamı da yoktur çocuk için.
** Maddi ödül yerine övgüyü kullanalım diyoruz fakat övgüyle ilgili de dikkat etmemiz gereken noktalar var. Övgü eğer yapılan davranışla doğru orantılı değilse şüphe yaratabilir. Mesela kule yaptığı için en zeki olan çocuk gibi… Övgünün samimi olmadığını çocuk hemen anlar ve bundan rahatsızlık duyar.
** Hep “çok iyisin” övgüsünü alan çocuk kendisini hep iyi olmak zorunda hissedebilir; yani endişeye yol açabilir.
** Takdir edilme, onay isteme bağımlılığı oluşturabilir. Kendisi mutlu olduğu için değil de hep başkasını memnun etmeye yönelik bir kişilik geliştirebilir.
** Gereğinden fazla övgü çocuğun gerçek kapasitesini anlayamamasına neden olabilir.
** Bir övgüde bulunurken geçmiş bir başarısızlık hatırlatılmamalıdır. “Sonunda odanı topladın” veya “sonunda bu pazılı becerdin” gibi.