Çocuk hakları günü

Çocuklarda çevreye aşk çocuklarda aşk çocuğun sevgisi çocuklarda içgüdü


DOĞA YASALARINA göre görülen ve varlıklar arasında uyum yaratan her iş, aşk üzre biçime ve bilince girer. Bu ise, işi gören canlının sağlığına ve gönenliğine işarettir. Aşk sebep değil, sonuçtur. Işığını güneşten alan bir gezegen gibi. Yürütücü güç, yaşamın yaratıcı gücü olan içgüdüdür; yaratım süreci içinde, aşkı da doğuran odur.

Çocuğun bilinci bu aşkla dolar.Böylece onun öz-gerçekleşimini etkiler. Duyarlılık dönemlerinde çocuğu, çevresindeki nesnelerle birleştiren dayanılmaz dürtü, aslında çocuğun çevresine duyduğu aşktır. Bu, sadece duygusal bir tepki değildir; çocuğun görmesine,işitmesine, böylece gelişmesine elveren zihinsel bir arzu ya daaşktır. Çocukların duyduğu bu doğal arzu, Dante’nin Zekanın aşkı diye tanımladığı şeydir. Onun canlılığından yoksun oldukları için, yetişkinlere önemsiz gibi görünen çevre özelliklerini, çocuğun keskin bir dikkat ve coşkunlukla gözlemlemesine elveren şey işte bu aşktır. Zaten aşk, bizi başkalarının gözüne görünmeyen şeylere karşı duyarlı kılmaz da ne yapar! Başkalarının değerini bilmedikleri ayrıntılarda özel nitelikleri bize ifşa eden aşk değil de nedir?

Çocuk, çevresine aşık olduğu için yetişkinlerin gözüne görünmeyen şeyleri görür.Çocuğun çevresine olan aşkını biz yetişkinler, onun gençliğine,toyluğuna, coşkululuğuna yorarız. Bunun yaratma çabasının yanısıra beliren bir ruhsal enerji ve bir ahlaksal güzellik olduğunu gözden kaçırırız. Çocuğun aşkı, doğuştan sade bir aşktır. Ona, büyüme araçları sağlayacak olan izlenimleri edinme özleminden doğmaktadır bu aşk.