Çocuk psikolojisi çocuğu yasaklamak çocuğu engellemek çocuğu kösteklemek


Yetişkin, çocuğun yerine hareket ederek kendini onun yerine koymuş olur. Bununla da kalmaz, kimi zaman da, daha ince bir oyuna başvurarak çocuğa kendi istemini zorlar, yani çocuğun istemi yerine kendi istemini dayatmaya kalkar. İşte o zaman harekette bulunan çocuk değil, onun aracılığıyla kendi başına buyruk iş gören yetişkindir. Charcot, ünlü psikiyatri kliniğinde histeri hastalarının kişiliklerine hipnotizma yoluyla kişilik ikamesinin mümkün olduğunu gösterdiğinde,büyük bir gürültü kopmuştu. Bu deneyleri, insan doğasının temel özelliklerinden sayılan insanın kendi hareketlerine egemen olduğu inancına balta indirmiş sayıldı. Ama Charcot, deney yoluyla gösterdi ki, bir hastaya kendi kişiliğini yitirip ipnotizmacının kişiliğini edindiği sanısı ve inancı aşılanabilmektedir.

Bu deneyler, sayıca sınırlı ve bir klinikte yapılmış olmasına rağmen, yeni çalışmalara ve buluşlara yol açtı; parçalanmış kişilikler,bilinçaltı ve aktarmalı ruhsal haller gibi konularda ileriemelere el verdi.Çocuk kendi bilincine varmaya başladığı, duygularının da yaratıcı bir süreç içinde bulunduğu dönemde, bu gibi telkinlere büsbütün açıktır. Yetişkin, çocuğun kişiliğine sızıp, onun istemini ve yaşantısını kendi istemi ve yaşantısıyla harekete geçirebilir.

Okullarımızda gördük ki çocuğa bir şey fazla coşkunlukla, yada alıratılmış hareketlerle öyle yapılacak, böyle yapılacak diye gösterildiğinde, yavrunun kendi başına düşünme ve yargıya varma yeteneği bastırılıyor. Kendinden daha güçlü olan bir başka ego,yani benlik tarafından çocuğa buyrulan hareket, onun benliğinden ayrı ve benliğine aykırı düşüyor. Bu yaban benlik, çocuğu kendi eylem gücünden yoksun kılıyor. Gerçi, yetişkinler bunu belki bile bile yapmazlar, ama sonuçta sözünü ettiğimiz ipnotizma benzeri telkinlerle çocuğu egemenlikleri altına alıyorlar, onu kendilerine bağlıyorlar.