Yaşamanın ilk altı yılında beyin gelişimi oldukça hızlı gerçekleşir, bu dönemde beyinde olan değişimler hayatımızın hiçbir evresinde bu kadar hızlı ve etkli şekilde oluşmaz. Bu nedenle çocuklar için hayatlarının ilk altı yılında edindikleri deneyimler, kurdukları ilişkiler ve öğrendikleri bir çok şey hayatlarının diğer dönemlerinde de onların gelişimlerini etkiler. Duygusal zeka da çocukların bu ilşkilerden ve deneyimlerden nasıl etkilendikleriyle doğru orantılı olarak gelişir ve şekillenir.

“Duygusal zeka” adlı kitabında Daniel Goleman “Duygusal zekayı kişinin kendi duygularını anlaması, başkalarının duygularına empati beslemesi, ve duygularını yaşamı zenginleştirecek biçimde düzenleyebilmesi yetisi” olarak tanımlıyor ve yaratıcılığın bu yetinin gelişmesinde oldukça büyük bir rol oynadığını vurguluyor. Goleman gibi yine bu konuda uzmanlaşmış birçok kişi de duygusal zekanın yaratıcılıkla beslendiğinin altını çiziyor ve özellikle küçük yaşlarda çocuklara sağlanan yaratıcılığı destekleyici aktivitelerin öneminden bahsediyorlar.

Ailelerin de bu konuda sorumluluk payları yüksek, çocuklarının duygusal gelişimlerini destekleyecek aktiviteler ve ortamlar sağlamak ailelere düşen öenmli bir görev. Uzmanların bu konuda en çok rahatsızlık duydukları nokta ailelerin genellikle duygusal zekanın gelişimine yeterince önem vermememleri sonucunda çocuklarında oluşan duygusal-sosyal sorunlar. Bu tip olumsuz durumları engellemek için işte size birkaç öneri…

Neler Yapabilirsiniz?

• Günü tersten kurgulayın, çocuğunuzla zamanı geriye sarma oyunu oynayın. Örneğin akşam yemeği ile güne başlayıp sabah kahvaltısı ile günü noktalayın. Bu aktivite ile çocuk aslında hergün yaptığı ama farkında bile olmadığı aktiviteleri farketmeye ve onların önemini anlamaya başlayacaktır.