yeni doğan bebeklerde kabızlık



İnsanoğlu yeryüzünde var olduğu andan itibaren anlamlandıramadığı ya da baş edemediği sorunlar ve güçler karşısında yaşamı koruma içgüdüsü ile bir takım inanç ve uygulamalar ortaya çıkarmıştır. Geleneksel inanç ve uygulamalar ve sıklıkla başvurulan tedavi yaklaşımları yöreden yöreye, ülkeden ülkeye değişiklik göstererek bin yıllardır devam etmektedir. Yenidoğan ile ilgili geleneksel uygulamalar nelerdir? Bunlar arasında anneye veya bebeğe zararlı olanlar var mıdır? Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Yenidoğan Yoğun Bakım Uzmanı Doç. Dr. Nermin Tansuğ bizleri bilgilendirdi.

Yenidoğan dönemi dediğimiz hayatın ilk bir ayını kapsayan dönemde, diğer yaş grupları ile kıyaslandığında, ölüm oranı daha yüksektir. Bir yaşına kadar kaybedilen iki bebekten biri ve beş yaşına kadar kaybedilen üç bebekten biri ilk bir ayda ölmektedir. Bu nedenle yenidoğanın ölümünü engellemek için birçok inanç ve uygulamalar gelişmiştir. Ülkemizdeki geleneksel uygulamalar; al basmasından korunma, tuzlama, kundaklama, üç ezan emzirmeme, bal sürme, şekerli su verme, ilk ağız sütünün verilmemesi, sarı örtü örtme, alına yazma bağlama, kırk banyosu, nazarlık takma gibi uygulamalardır. Bunlardan bir kısmı yenidoğan için sakıncalıdır.

Albasması: Kırkbasması, olarak da adlandırılır. Orta Asya’dan Şaman geleneklerinden kaynaklanmaktadır. İlk kırk gün içinde lohusa ve yenidoğan bebeği kötü ruhlardan korumak için, bebek ve anne yalnız bırakılmaz, anneye kırmızı kurdele bağlanır, odaya soğan, sarımsak, nazar boncuğu asılır, yastık altına makas, bıçak gibi metal keskin aletler konur. Böylece annede ortaya çıkabilecek halüsinasyonlar, sayıklama, ağlama gibi durumların önlenebileceği sanılır. Bu bulgular aslında doğum sonrası depresyon veya enfeksiyon ile ilgilidir. Yenidoğan bebekte ise birçok hastalık, örneğin kan şekeri düşüklüğü, metabolik bozukluklar veya diğer nedenlerle görülebilen havaleler ve enfeksiyonlar albasması ile açıklanmaya çalışılır.