emzirme ve sağlıklı beslenme



Coşkun, sütün her memeli canlının yavrusu için salgıladığı sıvı ve dünyaya gelen yavruların ilk tanıştığı gıda maddesi olduğunu anlattı.

Her doğan bebeğin anne sütü alması gerektiğini vurgulayan Coşkun, “Bu, mecburiyet. Bebek en az bir yıl, mümkünse daha fazla anne sütüyle beslenmeli. Bebek doğar doğmaz doğadan gelen birtakım risklere karşı zayıf durumdadır. Özellikle hastalıklara karşı çok savunmasızdır. Bu savunma mekanizması anne sütüyle desteklenir. Anne sütü daha çok bağışıklık sistemini güçlendiren maddelere sahip. Bu, sadece anne sütüyle sağlanabilir, başka sütlerle sağlanması mümkün değil” şeklinde konuştu.

Bebeğe sütten başka gıda maddesi verildiği takdirde sindiriminin mümkün olmadığına dikkati çeken Coşkun, “Bebekte sindirmek için gerekli mekanizmalar gelişmemiştir. Bu anlamda da bebeğin anne sütüne mutlak manada ihtiyacı vardır. Özellikle bebeğin gelişimini sağlayan protein esaslı maddelerin alınmasında anne sütü büyük önem taşır. Ayrıca anne sütü, bebeğin enerji ihtiyacını karşılayacak ‘laktoz’ dediğimiz süt şekeri, sadece sütte bulunan şeker anne sütünde vardır. Bebek sadece anne sütü ile bunu sağlayabilir. Bebeğin beyin gelişimine anne sütünün büyük katkısı bulunmaktadır” diye konuştu.

Anne sütü konusunda geniş araştırmalar yapıldığını anlatan Coşkun, “Anne sütü alan bebeklerin almayanlara göre şizofreni hastalığına yakalanma riski çok daha az olur. Bu açıdan da anne sütü çocuğun sağlıklı gelişmesi açısından çok daha önem taşır. Anne sütünün faydası sadece bununla bitmez, çok daha faydası var. Anne sütü, kemik, diş gelişiminde kalsiyum minareli doğrudan sütle sağlanabilir. Süt, gerekli ihtiyacı karşılayabilecek formdadır. Gerek protein ihtiyacı açısından, gerek vücudun bazı fonksiyonel durumlarını ayakta tutması bakımından, gerekse bağışıklık sistemini güçlendirme açısından bebek daha baştan mutlaka anne sütüyle beslenmeli” değerlendirmesinde bulundu.