yenidoganda hiperaktiflik


Eğer gün içinde sayısız defalar: “Yavrum lütfen biraz oturur musun?” “Yine mi evin altını üstüne getirdin?” Yavrum sağır mısın, sana seslenip duruyorum, neden cevap vermiyorsun?” “İn o kitaplığın üstünden!” “Bak, arkadaşların geldi, neden onlarla birlikte oynamıyorsun?” “Kızım, topu topu 2 sayfalık bir ödevi üç saattir bitiremedin, biraz derslerinle ilgilenir misin?” cümlelerini tekrar ediyorsanız, bu yazıyı dikkatle okumanızı tavsiye ederim.

Hemen hepimiz koşturan, zıplayan, hareketli ve hatta biraz haylaz çocuğun sağlıklı çocuk olduğu konusunda hemfikirizdir. Bununla birlikte, ailelerin çoğu kendi çocuklarının normalden fazla hareketli olduğundan yakınırlar. Bir çocuğun aktivitelerinin yaşıtlarında görülmesi beklenen düzeyde mi, yoksa bir hastalığa işaret edecek derecede mi olduğunu anlamak, çoğu zaman aileler için önemli bir sorundur. Son dönemde kulaklarımıza adı sıkça çalınan bir hastalık olarak “ hiperaktivite bozukluğu” ya da bir başka değişle “ hiperaktif çocuk” tabirini kimler için kullanabileceğimize bir bakalım.

Hiperaktif çocuk

Hiperaktif çocuklarda esas olarak davranış ve hareketlerde aşırılık ve dikkat toplamada yetersizliğe işaret eden belirtiler ön plandadır. Çocuk yerinde duramaz, sürekli kıpır kıpırdır. Uzun süre aynı koltukta oturamaz. Uygunsuz bir biçimde sağa sola koşuşturur ve tırmanır. Mütemadiyen konuşur ve oyunlarını bağırarak oynar. Diğerlerinin sözünü keser, okulda soru sorulduğunda, söz almadan ağzından cevapları kaçırır. Oyunlarda sıranın kendisine gelmesini bekleyemez.

Dikkat toplamayla ilişkili olarak ise; talimatları takip etmede güçlük, ebeveynlerini ya da öğretmenlerini dinlemiyor görünmek, faaliyetlere odaklanmayı başaramamak, okul veya evde gerekli olan eşyaları sıkça unutmak, detaylara sabır gösterememe, ileriye dönük planları etkin bir biçimde yapamama, aşırı unutkan olma, dağınık görünme gibi belirtilere rastlanır.

Hastalığın nasıl ortaya çıktığı sorgulanacak olursa, doğrusu bilinen kesin bir sebep yoktur. Bununla birlikte çevresel faktörlerin yanı sıra, hastalığın aslında nörolojik temelleri olduğu üzerinde durulmaktadır. Kalıtsal özelliklerin de etkili olduğunu ortaya koymak açısından ifade etmek gerekirse, ebeveynlerden bir ya da her ikisinde eğer hiperaktivite öyküsü varsa, çocuklarında da görülme ihtimali artmaktadır. Okul çağı çocuklarının % 3-5’ini etkileyen bu hastalık, sizlerin de çevrenizde gözlemlediğiniz üzere erkek çocuklarda daha fazladır. Kabaca ifade edecek olursak, her sınıfta en az bir hiperaktif çocuk bulunmaktadır.