hasta çocuk



Soğuk algınlığına 100’den fazla virüs sebep olabilir ve bu virüsler, yılda 2 ile 4 kez yetişkinleri, 6 ile 10 kez çocukları hasta eder. Soğuk havada yeterli önlem alınmaz ve vücut ısısı düşerse, özellikle solunum yolu ile burun ve boğazı besleyen damarlarda büzüşme olur. O bölgeye kan az gidince, bölgenin savunma sistemini oluşturan bağışıklık sistemi elemanları da o bölgeye az gider. Savunmanın düştüğü bölgede virüsler daha kolay tutunur ve çoğalır.
Soğuk algınlığının ve gribin belirtileri:

  • Soğuk algınlığı yavaş seyreden bir hastalık olup,
  • boğaz ağrısı,
  • hapşırma,
  • burun akıntısı,
  • burun tıkanıklığı ve
  • hafif öksürük gibi belirtilerle kendini gösterir.

Grip enfeksiyonu ise;

  • Birkaç saat içinde aniden ortaya çıkan yüksek ateş ile birlikte
  • şiddetli baş ağrısı,
  • tüm vücutta yaygın kas ağrısı ve
  • ağır halsizlik ile belirtilerini gösterir.
  • Boğaz ağrısı, burun akıntısı ve tıkanıklığı gibi üst solunum yolu şikayetleri gripte hafiftir. Soğuk algınlığı ile arasındaki en önemli fark ise yüksek ateştir.

Alerjik olan kişiler, üst solunum yolu enfeksiyonu şeklinde seyreden soğuk algınlığına daha çok yakalanırlar. Kış aylarında geçirilen nazofarenjit yani halk arasında bilinen adıyla soğuk algınlıklarının %80’inden nezle virüsü, yani “Rinovirüs” sorumludur. Rinovirüs vücuda sıklıkla, burun mukozasından özel bir moleküle bağlanarak giriş yapar. “ICAM 1” adı verilen bu molekül, aynı zamanda alerjiden sorumlu bir moleküldür ve alerjik hastaların solunum yolu zarlarında yüksek miktarda bulunmaktadır. Dolayısıyla, bu molekül aynı zamanda rinovirüs yapışma molekülü olduğundan, rinovirüsler solunum yolu zarına daha kolay tutunmaktadırlar.
Bu hastalık sinüzite veya orta kulak enfeksiyonuna daha sık neden olur. Alerjik hastalar dışında, soğuk algınlığı korkulacak bir tablo değildir.
Alerji, kişide ilk olarak, bebekken yaşanan cilt kuruluğu ve kaşıntı ile seyreden alerjik egzama bulguları ile kendini gösterir. Çoğunlukla gıda alerjisine bağlı gelişen bu tablo, 3 yaşına doğru geçerken, zamanla solunum yolu alerjileri kendini göstermeye başlar. Öksürük, nefes darlığı ve göğüste hırıltı, hışıltı gelişmesi, alerjik bronşit ya da diğer adıyla alerjik astımın en sık gözlenen bulgularıdır. Harekete veya gülmeye bağlı gelişebilen öksürük ve nefes darlığı krizleri, bazen de kimyasal veya sigara dumanına maruziyet sonrası gelişir. Astım ile beraber, %80 hastada alerjik nezle belirtileri gözlenir. Hapşırık, burun kaşıntısı, burun tıkanıklığı ataklarının enfeksiyonlar dışında da gözlenmesi, sıklıkla alerjik nezleyi, diğer adıyla saman nezlesini düşündürür.
Alt solunum yolu enfeksiyonu görülme olasılığının daha fazla olduğu 2 yaş altı çocuklar, 65 yaş üzeri yetişkinler, hamileler, kronik kalp ve akciğer hastaları da, grip enfeksiyonu sebebiyle risk altındadır.
Öncelikle el temizliğine büyük önem verilmelidir. Soğuk algınlığı virüsleri, hasta kişinin burun salgıları ile temas sonrası elin burna ve ağza götürülmesi sonucu bulaşır. Sık el yıkama, yüzeylerden virüs bulaşmasını engelleyecektir. Kış aylarında, özellikle öpüşme ve el sıkışma gibi selamlaşma hareketlerinden kaçınılmalıdır. Evlerin sık havalandırılması sağlanmalıdır. Havalandırma işlemi, hava kirliliğinin en az olduğu öğlen saatlerinde yapılmalıdır. Ev içi hava kirliliğine neden olan sigara dumanı ve rutubete karşı da, evde alınacak önlemler, daha az soğuk algınlığına yakalanmayı sağlayacaktır.