uyuyan bebek



Mektup – Biz yatmadan uyumuyor!

“Çocuğumun uykusuzluğu yaşamımızı alt üst etti. Biz yatmadan asla yatmıyor. Yatınca uyumuyor. Habire beni yanına çağırıyor. Sonunda bıkıp yanıma alıyorum. Bu durum, hem eşim ve evim, hem de işimle aramın bozulmasına, dolayısıyla çocuğuma tahammülsüzlüğüme neden oluyor.”

Mektup – Derdi süt değil, meme emme.

“21 aylık oğlumu hala emziriyorum. Zaten emzirmemem mümkün değil çünkü devamlı ‘meme meme’ diye peşimde dolaşıyor. Geceleri bile birkaç defa uyanıp emiyor. Biberon versem almıyor. Derdi süt de değil, meme.”
***
Bebek beyni gelişirken, sistemler birbirini indükleyerek yani karşılıklı etkileşime girerek gelişirler. Bebek beyninin bir diğer özelliği de uyarana açık olması yani ihtiyacı olan uyarana yönelebiliyor olmasıdır. İlk altı ay amigdala devrededir ve bebeği özellikle dokunulmaya yöneltir. Bu dönemde bebek herkesin kucağına ağlamadan gider. 9. aydan sonra amigdalanın indüklemesiyle gelişen singulat girus amigdalayı kontrol etmeye başlar ve bebek dokunma konusunda seçici olmaya
başlar.

Buraya kadar anlatılan mekanizmaların gelişiminde ‘alışkanlık geliştirmek ya da alışmak’ diye bir olgu söz konusu değildir. 9. aya kadar herkese giden bebek annesine mi alışmıştır da sadece onu ister olur? Özetle, yaşamın ilk 3 yılı dokunma ihtiyacı en üst seviyede karşılanmalıdır. Bu bir ihtiyacın giderilmesinin gereğidir. Alışkanlık yapmaz.
Keza bu dönemde ve her dönemde uyku temel ihtiyaçtır. Üstelik başlamasından sonlanmasına ve seyri sırasında yüzeyelleşip derinleşerek içinde sayısız sistemi barındıran beyinde devasa bir networktür. Diğer yeteneklerin gelişmesinde olduğu gibi bu sistem de belli bir süre içinde gelişecektir. O nedenle, uyku sistemlerinin gelişmekte olduğu yaşamın ilk yıllarında bir bebek nasıl rahat ediyorsa öyle uyutulmalıdır.
Öte yandan, yaşamın ilk 1,5 yılı emme dönemidir. Yani bebeğin çevreye yaklaşımı özellikle yüzünün alt kısmı (ağzı ve özellikle burnu) ile gerçekleşir (nosing). Bu dönem ve hatta 7. yaşın sonuna kadar olan süreç anneye bağlanma dönemidir. Yani bebek annesini kendisiymişçesine algılar. Yokluğunda içindeki benikaybedecekmişçesine yokluk algılar. Bu onda ölüm algısı yani anksiyete ortaya çıkarır.