bebeklerde sosyal gelişim



Bebeklerin birbiri ardına akan sesleri keserek bu sesleri anlamlı parçalara nasıl dönüştürdüklerinden, anne babaların bebek dilini kullanarak onların ses dalgalarını parçalara ayırabilmelerine yardım etmelerinin nasıl gerçekleştiğinden bahsettik. Aslında hiçbirimiz anlamları basit bir şekilde sadece ses dalgalarından yararlanarak alamayız. Anlamlar içeriklerden, iletişimi gerçekleştirirken içinde bulunduğumuz sosyal durumdan gelir. Bunlara ek olarak anlamları beden dili gibi diğer ipuçlarından yararlanarak da elde ederiz. Sözsüz olarak ne kadar anlam çıkardığımız konusunda kesin bir fikir birliği olmasa da psikologlar bunun yaklaşık yüzde altmış beş olduğunu düşünüyor.

 

Aynı kültüre sahip iki insan birbirleriyle konuşurken bedenleri de etkileşimsel bir eşzamanlık içinde hareket eder. Bu şekilde birbirlerinin kafalarına, el hareketlerine ve genel duruşlarına bir ayna görevi görürler. Konuşan insanları izleyerek onların duygusal açıdan kendilerini konuştukları şeye ne derece kaptırmış olduklarını neden bahsettiklerini bilmeseniz dahi vücut dilini gözlemleyerek anlayabilirsiniz. Bebeklerin ortamdaki konuşmaların l ritmiyle birlikte-konuşulan dil her ne olursa olsun-senkronize hareket ettikleri gözlemlenmiş, buna karşılık bu dansı konuşma olmayan seslerde aynı şekilde tekrar etmedikleri ortaya çıkmıştır. Hayatlarının ilk 15-18 aylık dönemlerinde anne ve bebekler sözsüz iletişim konusunda egzersiz yaparlar. Karşılıklı göz temaslarında bulunmak, uzun süre bakışmak birbirlerinin duygusal durumları arasında çok hassas bir bağ oluşturur. Yine karşılıklı gülümsemek, birbirlerinin hareketlerini taklit etmek sözsüz iletişime destek vererek dünyada bir eşi daha olmayan “öznellikler arası” bir diyaloğun oluşmasını sağlar.