Bebeklerde nesneleri ilişkilendirme bebeklerde iyi ve kötü nesne kavramları çocuklarda nesneleri ilişkilendirme, 


Nesne ilişkileri kuramının öncülerinden Melanie Klein, çocuk psikanalizinde oyunun, yetişkin psikanalizindeki serbest çağrışımın yerini tuttuğu savma dayanan tekniği ön plana çıkarmıştır. (Kayaalp, 2007) Klein’ın yaklaşımında yaşam (Ercs) ve ölüm (Thanatos) dürtüleri temel yürütücü güçler olarak karşımıza çıkar.

Klein’ a göre ‘içe atma’ ve ‘yansıtma’ yaşamın başlangıcından itibaren ruhsal yapının ve nesnelerin oluşumunu sağlayan iki temel savunma mekanizmasıdır. Klein çocuğun (ve erişkinin) iç dünyasını daima içselleştirilmiş nesne ilişkileri çerçevesinde düşünür. (Tura, 2000) Erken yaşam deneyimlerinde yaşanan engellemeler ya da doyumsuzluklar, ‘kötü’ nesneler olarak algılanır, içe yansıtılır ve çocuk kendini doğuştan kötü, saldırgan, zulmedici nesnelerle dolu olarak algılar.

Öte yandan da çocuk içe yansıtacağı ‘iyi’ nesnelerle içsel bir iyilik, kendine güven ve istikrar sağlayarak güvenli bir kişilik geliştirmenin yolunu arar. Diğer bir deyişle, Klein’a göre bebek onu bekleyen anneden içgüdüsel anlamda haberdar olarak dünyaya gelir. (Tura, 2000) Yıkıcılık duygularıyla baş etmek için de saldırganlığının bir bölümünü dış dünyadaki anneye yansıtır. Yani, dış dünyadaki varlıklar iyi ve kötü nesneler (aynı zamanda aynı nesneye ait kısmi iyi ve kısmi kötü nesneler) olarak algılanır. Klein, Oidipus kompleksini de bu çift-değerlilik çevçevesinde ele alır. Diğer bir deyişle, sadece cezalandırılma korkusu nedeniyle değil, çocuk babasını cezalandırıcı bir nesne olarak algılamasının yanında bir sevgi nesnesi olarak da algılaması nedeniyle, babasının taşıdığı bu çiftdeğerliliği fark ederek Ödipal uğraşlarından vazgeçer. (Tura, 2000)