Bebeklerde erken çocukluk dönemi bebeklerde ruh sağlığı bebeklerde beyin gelişimi


Hayatı hissetmemizi, algılamamızı ve bilinçli bir şekilde fark etmemizi sağlayan, duygularımızın (aşk, üzüntü, öfke, sevinç, şaşkınlık, korku vb.), düşüncelerimizin (politik ve dini inançlarımız, fikirlerimiz vb.) ve davranışlarımızın (örn. konuşmalar, yazı-çizi, alman kararlar vb.) oluştuğu yer olan beynimizin yaklaşık % 90’ı ilk 5 yaşta şekilleniyor. Buz dağının çok büyük bir kısmını oluşturan ve önemli bir kısmı bilinç dışında olan bu yapılanma temel gelişimini tamamladıktan sonra yaşanan her türlü biyopsikososyal deneyim de bu temel yapıyı esas alarak etki gösterebiliyor. Diğer bir deyişle, çocukluktaki ve daha sonra da erişkinlikteki ruhsal yapı bebeklik döneminde gelişen beyin işlevlerinden köken alıyor.

Algı, duygu, düşünce ve davranışların da insanı insan yapan en önemli unsurlar olduğu varsayılırsa erken çocukluk dönemi ruh sağlığının önemini anlatmaya pek gerek kalmaz sanırım. Yine de biraz derinlemesine bakarsak bu dönemin önemini daha iyi anlayabiliriz. Erken çocukluk dönemi, merkezi sinir sistemi hücre göçü, farklılaşması, sinir hücresi sayısı ve bağlantıların kurulmasındaki artışın devam ettiği ve merkezi sinir sistemi gelişiminin çok büyük bir bölümünün tamamlandığı son derece kritik bir dönemdir.

Beyin gelişiminde üç temel yapılanma tanımlanmıştır: (1) genotip, biyolojik yapılanma; (2) fenotip, bireysel yapılanma ve (3) environtip, deneyimsel yapılanma. Deneyimsel yapılanma kültürel özellikler, aile yapısı gibi unsurları içermektedir. Birbirleriyle etkileşim içinde olan bu yapılanmalar, gelişimsel süreç içinde daha kararlı bir yapı kazanırlar. Biyolojik ve bireysel yapılanmanın halen şekillenmeye devam ettiği ve bu yapılar arasında karşılıklı etkileşimin en yoğun yaşandığı erken çocukluk dönemi bu nedenle çevresel etkenlere belki de en hassas dönemlerden biridir.